• Diğer

Gazetemiz Köşe yazarı Necati ÜLKER Mustafa Özcan GÜNEŞDOĞDU İle Sohbet şeklinde Yaptığı röportajı

ÇANKIRI’LI SANATÇILARIMIZDAN Mustafa Özcan GÜNEŞDOĞDU Tasavvuf Müziği Sanatçısı, Bestekâr İmam,Hatip, Hafız, Kâri (Kur’an-ı Kerimi Güzel Okuma Dünya Birincisi) Söyleşiyi: Necati ÜLKER!.. Çankırı’mızdan olup iyi yetişmiş iş insanlarımız sanatçılarımızla ve bürokratlarımızla yaptığımız söyleşiler dizisine devam ediyoruz. İlimiz Çankırı ve Yöresinin DeğerleriniKültürünü, örf

11:03 - 1 Şubat 2020

+A

-A


Necati ÜLKER;
Kıymetli Hemşerimiz, Sayın Mustafa Özcan Güneşdoğdu,
Çankırı’mızın değerlerini bir çatı altında toplamaya devam eden ve alanında Ankara’nın en faal derneklerinden biri olan Uyumlu bir yönetimi ile Necati ÜLKER Başkanlığında SincanÇankırılılar Derneğiuzun kış gecelerini değişik etkinliklerle birlik beraberlik ruhu içinde yapmaktayız.
Çankırılı iş insanlarımızı bürokratlarımızı sanatçılarımızı tanımak ve Çankırılıhemşerilerimizle dayanışma yardımlaşma düsturumuzla birlikte oluyoruz.
Bu etkinliklerden bir tanesi de Bizi kırmayarak Derneğimizi şereflendiren müsait zamanlarda Yüreklere dokunan Çankırı’mızda yetişmiş kişiyi Türkiye’ye tanıtmaktır.
Amacımız; Çankırı’nın değerlerini tanıtırken Çankırı’mızın da tanıtımına katkıda bulunmak, sizler gibi güzel yetişmiş donanımlı insanlarımızı çocuklarımıza ve gençlerimize örnek olarak sunmaktır. Şimdiden, bu söyleşiyi kabul ettiğimiz için, üyelerimiz ve Hemşerilerimiz adına teşekkür ediyorum.
M.Güneşdoğdu:
Böyle bir fırsatı sunduğunuz için asıl ben size teşekkür ediyorum.
Bu söyleşi ile halka hakikate dair bir şeyler sunabilirsek kendimizi bahtiyar addetmiş oluruz.
Necati ÜLKER;
Sayın Güneşdoğdu; Sorularıma öncelikle özel yaşamınızdan başlamak istiyorum. Nerede ve kaç yılında doğdunuz? Çankırı’nın neresindensiniz? Nasıl bir aile ortamında büyüdünüz?
M.Güneşdoğdu;
1970 Yılında Çankırı’mızın Orta Kazasına bağlı Sakaeli köyünde dünyaya gelmişim, Üçüncü sınıfa kadar köyümüzde okudum, O yaşıma kadar Büyükanne ve Büyükbabamın yanında kaldım, Yani o yaşıma kadar köy ortamının bütün güzelliklerini doyasıya yasadım ve gördüm, Hamdolsun daha sonra 9 yaşımda Almanya’ya Anne Babamın yanına gittim.
Necati ÜLKER;
Kaç kardeşsiniz?M.Güneşdoğdu;Yedi kardeşin ikincisiyim.
Necati ÜLKER;Anne ve babanızla ilişkileriniz nasıldı?
M.Güneşdoğdu;
Her insan gibi, elbette bende Anne ve Babamı çok seviyorum. Benim doğup büyümeme vesile oldukları gibi yetişmemde gerek annemin ve gerekse babamın çok büyük teşvikleri, üstün gayretleri ve fedakârlıkları olmuştur.
Sağ olsunlar, Örneğin babam, o zaman hayli pahalı olmasına rağmen kolay kolay kimsenin uçağa binemeyeceği yıllar da beni Türkiye’ye Kur’an-ı Kerim yarışmasına göndermiştir.
            Bu benim hayatımda hiç bir zaman unutamayacağım önemli fedakârlıklardanbiridir. Annem ise Camiye gitmediğimiz zamanlar, bize tavır koyar ve okumamız için elinden geleni ardına koymazdı bütün imkânlarıyla bizleri Namaza abdeste Kuran ve diğer Kitapları okumaya teşvik ederdi. Allah onlardan ebediyen razı olsun.
Necati ÜLKER;
Hangi okulları okudunuz? Eğitim durumunuz nedir? Okulda nasıl bir öğrenciydiniz?
M.Güneşdoğdu;
Türk Alman ve Arap okullarında okudum, Ön Lisans mezunuyum. Resim ve Müzik dersini çok severdim, sanırım Müziğe yönlendirilmem taa o zamanlar Köyümüzde ilkokuldabaşlamıştır, çok hareketli ve mukallit birisi olduğumu ve okulda hayli başarılı olduğumu iyi hatırlıyorum.
9 yaşımda Hamburg’a Anne Babamın yanına geldim. İlk, Orta ve Ticaret Lisesini burada bitirdim. Bilahare, Ankara Merkez İmam Hatip lisesini dışardan verdim. 8 sene Almanya’da Medresede usulü Arapça okuduktan sonra Arapça Pratiğimi geliştirmek üzere Şam’da bulundum.
Necati ÜLKER;
Başka hangi eğitimleri aldınız? (Arapça gibi)
M.Güneşdoğdu;
Alman okulumun yanı sıra, 8 sene imamlığını yaptığım, Hamburg Merkez Camimin de önce Kuran okumasını öğrendim, sonra Hafızlık yaptım, Talim, Tecvid, Kıraat okudum. Bunun yanı sıra (8 yıl Osmanlı usulü Arapça öğrendim, Emsile, Bina, Avamil, Maksud, Izhar, Katrunnida, Minhacussalihin, İbni Kesir İhtiyar, Celaleyn daha buna benzer, Arapça Gaye ve Alet ilimler okudum, Emaliyi bununla beraber bin civarında hadis ezberlemiştim, ardından ise pratiğimi ve İslami ilimleri geliştirmek üzere bir süre Suriye ve Mısır da bulundum.
Necati ÜLKER;
Hobileriniz var mı, boş vakitlerinizi nasıl değerlendirirsiniz?
M.Güneşdoğdu;
Hobilerimin başında güzel Kur’an okuyanların ses ve görüntülerini toplamak gelir. Çoğu Mustafa İsmail Abdussamed olmak üzere herhalde Türkiye çapında en önemli Kuran arşivine sahip insanlardan biriyimdir diye düşünüyorum.
Hat, resim ve güzel sanatlara karşı hayli ilgiliyim. Örneğin; Güzel resim boyar, Latince ve Arapça iyi yazı yazarım, Kitap okumayı çok severim, her zaman kendimi yetiştirmeye çalıştım, hala bu gayretim devam ediyor.
Necati ÜLKER;
İlgi duyduğunuz Spor dalları nelerdir?
M.Güneşdoğdu;
En çok ilgi duyduğum spor dalları, Boks ve Kick Bokstur. İlk zamanlar biraz güreşle uğraştım, daha sonra uzun yıllar Kung-Fu yaptım.
Necati ÜLKER;
Çankırı’ya hiç gittiniz mi?
M.Güneşdoğdu;Elbette.
Necati ÜLKER;Nasıl buldunuz Çankırı’yı?
M.Güneşdoğdu;
Çankırılı olmama rağmen önceleri resmi bir takım işlemler için birkaç defa gitmiştim, sonraları çeşitli sebeplerle defalarca gitme imkânı buldun elhamdülillah.
İlk defa 2005 yılında, yaz tatilinde bir günde olsa, Çankırı’yı ailece görme ve gezme imkânımız olmuştu. Sağ olsun o zamanlar belediyede görev yapan, eski Tarih Öğretmeni Tevfik Albay ağabeyimiz, bize adım adım Çankırı’mızı gezdirdi (kendisine bu vesile ile her zaman müteşekkirim.) Gördük ki, İlimiz çok zengin bir geçmişe sahip.
Şehrin eski görünümü, Sultan Süleyman Camii, Çan Saati, o hala dimdik ayakta kalabilmiş birkaç tarihi bina, Kale, Taş Mescit, daha neler neler, hakikaten görmeye değer. Beklediğimden çok daha güzel bulmuştum ilimizi.
O günden bu güne şehrin Çehresi hayli değişmiş. Vesile olanlardan Mevla kat be kat razı olsun.
Hele hele şehrin tam Merkezinde, "Çöpleri ve çekirdek kabuklarını yere atmayın." pankartları çok dikkatimizi çekti ve bizi hayli sevindirdi.
Necati ÜLKER;
Bize biraz köyünüzü anlatır mısınız? Nasıl bir evde doğdunuz? Doğduğunuz ev hala duruyor mu? Köyünüzle bağlarınız nasıl, hala gidip gelir misiniz? Köyünüzde akrabalarınız var mı?
M.Güneşdoğdu;
Çeşitli vesilelerle Çankırı ilimizin nerede ise tüm köylerini gezdim. İnanın köyüm diye söylemiyorum, bana göre o yörenin en güzel köyü, cennetimsin bir yer Sakaeli köyümüz Akasyanın küçük biblosu sanki.
Ortasından Devrez Çayı akar, çay boyu önceleri bostanlar vardı, şu anda maalesef tarımcılığın sona ermesiyle bunlarda zamanla kayboldu.
Çankırı ili, Orta İlçesine bağlı, Sakaeli KöyüYine su değirmenlerini çalıştırmak için çay boyu üç adet bent vardı, (Köyümüzün isminin de başka köyler bent tutmayı bizim köye atfettikleri için buradan aldığı anlatılır.
Bent tutmayı yani suyun önünü ustaca kesme sanatını, elini nereden aldın öğrendin diyenlere, Sakaeli’n (sucu eli) den aldım derlermiş.) bununla bostanlar ve tarlalar sulanır, derin yerlerinde yazları suya girilir ve dört mevsim leziz balık tutulurdu, ne yazık ki bu yöreye ve onlarca köye hayat veren bu doğa harikası mekân bentlerin yıkılması ve suyun çıkış membaına baraj yapılarak bugün can çekişiyor.
İnsanımızınduyarsızlığına kısaca değindiğimizde  eklersek, bir zamanlar insan ve hayvanların içtiği o tertemiz, pırıl pırıl akan su kirlendi maalesef.
Hele hele köyümüzün yamacında ve aşağı doğru uzanıp giden tarihi mağaraları bilmeyen yoktur.
Köyümüz aşağı orta ve yukarı mahalle diye üç kısma ayrılır, merkezide önceleri köprübaşı idi.
 Doğduğum ev, köprüden itibaren aşağı mahalle diye bilinen mahallenin ortalarına düşer ve bugün hala duruyor.
 Zaten 300 hanelik köy herkes birbiriyle uzaktan yada yakından akrabadır. Yakın derecede akrabalarım ise maalesef kalmadı.
En son dedelerim vardı, makamları cennet olsun vefat ettiler. (Necati ÜLKER; Allah Rahmet Eylesin.)
Her yıl en az bir defa gider birkaç günde olsa kalır çocukluğumdaki hayat boyu unutamayacağım anılarımı tazelerim.
Mümkün mertebe Camimizde cemaate hitabedir ve tüm köylülerimi ziyaret etmeye çalışırım.
Necati ÜLKER;
Köyünüz Sakaeli, tarih ve içerdiği tarihi eserler açısından çok önemli bir konuma sahip.
Sakaeli mağaraları, kaya mezarları sizinde dediğiniz gibi çok kimse tarafından bilinmektedir.
Buralarla ilgili hatıralarınız var mı? Çocukken buralara gidip oynar mıydınız? Buralara çocuklar ve köy halkı tarafından değişik isimler verilir, sizin buralarla ilgili hatırladığınız yöresel isimler var mı? (Mesela bizim sülaleye Lakap olarak Kasımağalar denir Merkez Dede köyünü Rahmetli Dedem kurmuş ve şehir merkezinde Kasımağanın hanı varmış dedemde ara sıra köye at arabası ile gider gelirmiş.
ancak köyde nüfus yoğunluğu olmayınca bir eksiğimiz var düşüncesiyle şu anda yıkılmış olan Kasımağa değirmenini kağnıyokuşu diye adlandırılan Dedeköy ile Bozkır köyü arasına kurmuş Değirmenin sorumluluğunu Rahmetli Babama vermiş.
Halen elimde olan benim yaprak yaprak olan nüfus cüzdanımda Doğum yeri Çankırı Halil ağamahallesi yazmasına karşın Dede köyüne nakil olmuşum,Bebekliğim değirmende geçmiş Değirmenin bendinide Arazisi köyümüze ait olan Terme çayına yaptırmış zira Terme Çayı köyün yukarısından akarak Çankırı’dan gelen acı çayla karışarak yoluna devam etmektedir. 
Termeye yaptırılan Bent Köyün içinden geçirmekle hem köyün arazilerini sulak hale getirmiş hem de köydeki hayvanlar su içebilsin diye tabi çalışmalardan sonra köye ilgi artarak nüfus yoğunluğuna erişilmiştir,vesileyle Emeği geçenlerden ALLAH Razı olsun mekanları cennet olsun.
M.Güneşdoğdu;
Tabiki Köyümün hemen her yerinde unutulmaz hatıralarım vardır; Örneğin sonbaharda gazel toplar, yapmış olduğumuz el arabaları ile onları taşırdık. O kuru yaprakların kokusu hala burnumda tüter.
Tenekeden ve çamurdan arabalar yapardık. Yazları çayın derin yerlerinde yüzmeye girer, (yüzmeyi köyümde öğrenmişimdir.) el veya olta ile balık tutardık, hele hele yine ağlat, çördük çöp, kuşburnu toplamanın tadı bir başkadır.
 Kışları buz üzerinde ve tepeden kızaklarla kızak kayar, ilkbaharda karların erimesi ile çiğdem toplardık. Yayla zamanı ise oradaki o tabii güzelliği ancak yaşamış olanlar bilebilir, güzellikleri anlatmakla bitmez.
Bizim hemen evimizin arkasında bölük kaya (Arası ayrık olduğu için bu ismi almıştır.) diye bilinen mağaraların en yoğun olduğu kaya kütlesi vardır. Kayanın ayrık yeri sonradan örülmüş ve orada şu anda bile inilmesi mümkün olmayan bir mağara vardır ve orada hala hazine olduğu anlatılır.
Sonra dokuz inler diye bilinen yerden köyün manzarası bir başkadır.
Ramazan ayının yaza rastladığı dönemlerde, köylüler soğuk su alabilmek için SULU İN’de kuyruğa girdiklerini iyi hatırlarım, maalesef o mağaranın önünde evi olan merhumun, çocuklar buraya çıkmasınlar diye, mağaranın merdivenlerini kırdığını hiç unutamam.
AHH Köyüm!
 
 
Necati ÜLKER;
Buraların yani Sakaeli ve yörenin kalkınabilmesi için neler yapılması gerekir? Kaya mezarları ve diğer tarihi eserlerin tanıtılması ve yöreye turist çekilebilmesi için?
M.Güneşdoğdu;
Yöremizde yapılabilecek çok şeyler var bence. Mesela Hayvancılığa çok müsait bir coğrafi yapıya sahip veya doğal zenginliklerimiz değerlendirilebilir.
Çavundur Hamamı sadece bir örnek, şu anda köyün ismini hatırlamıyorum ama bildiğiniz hakiki maden suyu öyle boşa akıyor, oraya bir doğal maden suyu tesisi kurulabilir.
Köyümüzün tanıtılması için bazı girişimlerde bulunmayı hep düşünmüştüm!
2008 yılında 4 bölümden oluşan Sakaeli köyümüzü anlatan bir belgesel yapmıştık.
O zamanlar büyük ilgi gördü ve çeken kanal defaatlerce yayımladı.
Bu belgeseli "Yolcu Çankırı Sakaeli" ismiyle youtubeden bulmak mümkündür.
Yine yöremize katkı olması hasebiyle "En sevilen eserlerimden "Haydi görür dosta beni" Eserinin klibini kendi yöre ve köyümüzde çekmiştim.
2004 yılında kurucu üyesi olduğum Hamburg Çankırılılar Derneği bünyesinde buradaki gençleri, Çankırı ve yöresini tanıtmak için birkaç günlüğüne de olsa Almanya’dan geziler düzenlemiştik.
Necati ÜLKER;
Belli bir maddi düzeye geldiğinizde yani zenginleştiğinizde diyelim, yada şimdi Çankırı için yapmayı düşündüğünüz planladığınız bir hizmet alanı var mı? İçinizden param olsa Çankırı’ya yada köyüme şöyle bir eser kazandırmak isterim dediğiniz oluyor mu? Neler yapmak istersiniz memleketinize?
M.Güneşdoğdu;
Olmaz mı? İmkânım olsa, insanımıza iş imkânı sağlayacak kurumları yöremize kurardım. Malumunuz, iş bulabilmek amacı ile büyük şehirlere yığılmalar oldu, bunun önüne geçebilmek hatta göçü tersine çevirmek isterdim.
Köyümüze akan suyun kenarına canlı alabalık tesisleri kurmayı hep hayal etmişimdir. (Bakarsınız bir gün gerçekleşir.) Mağaralardan oteller yapılabilir ve su boyu insanlarımızın gelip dinlenebileceği mesire yerleri, hatta köyün aşağısında, dereboyu karşılıklı kayalar (Çasak kayaları denilir.)
Arasına teleferik nede güzel olur, bunlarınilgi göreceği kanaatindeyim.
Belki bunlar şimdilik uzak gözüken ama bir gün olabileceğine inandığım şeylerdir.
Kısa vadede ise, adeta köyün can damarı konumundaki akan çaya çöp atmanın kesinlikle önüne geçilmesi lazım, bu konuda çeşitli vesilelerle Camide defalarca konuşmalar yapmışımdır ve yine Köyümüzün yamacındaki kaya üstünün önceleri yaylalara kadar orman olduğu ve sonradan tamamıyla ormanın yok edildiği anlatılır. Orayı tekrar bir kampanya ile ağaçlandırmak isterdim.
Köyümüzün derneğine Yılda bir defada olsa köylülerimizi biraraya getirerek gelecek nesillerin birbirleriyle tanışmasına ve kaynaşmasına vesile olacak bir etkinlik yapılmasını teklif etmiştim. Eksik olmasınlar sakaeliköyü derneği birkaç yıl üst üste geçmişlerimizi ve şehitlerimizi Kuranla anıyoruz programı tertip etti. Bu vesileyle Yılda bir defa da olsa köyümüzün insanları bir araya geliyorlar.
Necati ÜLKER;
Şu anda Ankarada ikamet ediyorsunuz Ne kadar zamandır Ankara’dasınız? Zamanınız nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz?
M.Güneşdoğdu;
Mümkün mertebe Kitap okumaya çalışıyorum. Türkiye’ye yerleşeli 30 kadar Ihmam ve geçlerimizle Talim ve Arapça dersi yaptık. Evimde Talebe okuttum 3 sene kadar.
Yine 3 sene kadar haftalık ev sohbetlerine Keçiören İnam Hatipliler derneğinde sohbetlere devam ettik.
Şimdi ise Keçiören Haftalık agd bünyesinde gençlik sohbetlerine ve sizin de bildiğiniz gibi yine 2 Haftada bir olmak üzere Sincan Çankırılılar derneğimizde hem üyelerinize hem de hemşerilerimize  sohbetlerimiz devam ediyor Elhamdülillah yeri gelmişken Necati abi  sizin şahsınızda yönetim kuruluna ve katılımcılara yakın ilgilerinden dolayı  ALLAH Razı olsun
Özellikle son zamanlar İmam Hatip okullarımızın davetlerine iştirak ediyor yavrularımızı motive etmeye ve onlara hedef vermeye çalışıyoruz.
Necati Ülker:
Sizin birde Hac ve Umre çalışmalarınız var!
M.Güneşdoğdu:
 Evet, kendi adımıza 2008 den bu tarafa senede birde olsa Umre organize ediyoruz. Bu sene nasip olursa çekilişsiz kurasız Hacca götüreceğiz inşallah.
Necati ÜLKER :
Siz zaten 1995 den bu tarafa Hacca ve Umreye görevli olarak gidiyordunuz.
M.Güneşdoğdu:
Evet bu konuda hayli eskiyiz.
Necati ÜLKER:
Birde Kuran akademisi çalışmamız var bildiğim kadarıyla bunun hakkında bilgi verir misiniz?
M.Güneşdoğdu: Tabiki, benim yıllardır, hayalini kurduğum projedir. Şu ana kadar bilgi ve tecrübe namına neyimiz varsa bunu gelecek nesillere aktarmak istiyoruz.
 Çünkü ilmin zekâtı onu başkasına aktarmaktır.
Benim Hafızlık Hocam Samsun Vezir köprülü idi. Bizim güzel yetişmemiz için o kadar gayretler sarf ettiler ki. Bizde Hocamızın ve üzerimizde emekleri bulunan diğer Hocalarımızın isimlerini yaşatmak ve onlara karşı vefamızı ifa için bir Akademi açmak istiyorduk.
Babamın Ankara Saray gümüş olukta 3 katlı müstakil bir binası vardı. Sağ olsun burayı Kuran hizmetine vakfetti bizde burada Türkiye’mizi Dünya çapında temsil edebilecek normlarda Talebe yetiştirmek istiyoruz inşallah:
Necati ÜLKER:
 İçerik olarak neler olacak?Biz burada günlük o çevrede oturanlara 7- 70 e gelen herkese Kuranı kerim ve zaruri islami bilgiler öğretelim istiyoruz.
Diğer iki katımızda ise 18 yatılı özel Talebe alabileceğiz yani akademi bölümü burası olacak.
Burada Talim tecvit kıraat, Kuranı güzel okuma usulleri musiki arapça ve mutlaka bir yabancı dil öğretmek istiyoruz inşallah.
Necati ÜLKER:
Pekâlâ, çalışmalarınız hangi aşamada?
M.Güneşdoğdu:
Binanın bütün Elektrik su tesisatı boruları değişti, bütün katlara alçı çekildi yerden kalorifer döşendi, pencere ve kapılar takıldı. Son aşamaya doğru geliyor ve nasip olursa Nisan sonuna açmayı hedefliyoruz inşallah.
Necati ÜLKER:
 Efendim tebrik ediyoruz başarılar diliyoruz. Pekala, buraya katkıda bulunmak isteyenler olursa ne yapsınlar?
M.Güneşdoğdu:
Sizin üzerinizden veya direk bize ulaşabilirler.
Necati ÜLKER:
Albümçalışmaları hala devam ediyor mu?
Evet, bu bir sevda bir aşk zaman zaman hala besteler yapıyoruz, yakında marş tarzı bir Albüm çalışmam var sanırım Ramazana kadar yayınlayabiliriz.
Necati ÜLKER:
Hiç Almanya’yı özlediğiniz oluyor mu?
M.Güneşdoğdu: Burada özellikle Almanya’daki Cami ortamının özlemini çektiğimi söyleyebilirim.
Almanya’da Camimiz hayatın merkeziydi. Derdi olan oraya gelir. Yemek yemek isteyen sorusu olan sevinci hüznü olan oraya gelir her türlü ihtiyacını cami bünyesinde karşılar bu vesile ilede Sevdikleriyle buluşma imkânı bulurdu.
Türkiye’mizin tüm yörelerinden insanların bulunduğu çok sıcak bir kardeşlik ortamı vardı.
Necati ÜLKER;
Kaç çocuğunuz var, isimleri ve yaşları kaç? Malum geleceğimizin teminatı çocuklarımız. Nasıl yetiştiriyorsunuz onları? Çankırı’yı yada köyünüzü gördüler mi? Gördüklerinde ilk tepkileri ne oldu, şimdi köyünüz hakkında ne düşünüyorlar?
2. gün
M.Güneşdoğdu;
Büyük oğlum Nurullah 1988 doğumlu evli ve iki çocuk sahibi. Kızım Sümeyye 1991 doğumlu oda evli ve ilahiyat mezunu mastrını bitirmek üzere.
En küçük oğlum 1998 doğumlu Ebu Derda ise uluslararası ilişkiler okuyor.
Tabi ki çocukların okumasındaki en büyük arzumuz, öncelikle Allah’a iyi bir kul, insanlığa faydalı olacak, kendi Asil Köklerine bağlı (bununla Dinine, Diline, Vatanına. Milletine, Yöresine, Tarihine bağlılığı kastediyorum.) bilinçli insanlar olarak yetişmeleri.
Necati ÜLKER:
Çocuklarımın köyünüze karşı ilgi alakaları nasıldır?
Hamdolsun çocuklarımın köy ve yöremizi, hele hele Ülkemizi sevmeleri, beni çok sevindiriyor.
Sık sık köye gitmeyi ve orada kalmayı çok arzu ediyorlar. OğlumNurullah’ın en büyük hayali bir gün köyümüze yerleşmek.
Necati ÜLKER;
Çankırı ile ilgili haberleri gelişmeleri takip ediyor muzunuz yada edebiliyor musunuz?
M.Güneşdoğdu;
Elimden geldiği kadar, daima hemşerilerimizle irtibat halindeyiz. Artık eskisi gibi değil, Türkiye’ye ve Çankırı’ya kolay ulaşmak mümkün bu vesileyle yöremle alakalı gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum.
Necati ÜLKER;
Köyünüzün bağlı bulunduğu, Orta ilçemizin eski ismi Kâri Pazarıdır. Kâri Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyan manasına gelmektedir, Eskiden bu yöreden Kur’an-ı Kerim’i çok güzel okuyan insanlar yetiştiği için buralara bu ismin verildiğini duymuştum.
Siz bu topraklarda doğmuş, büyümüş birisi olarak kendinizi bir Kâri yani Kur’an-ı Kerimi güzel okuyan birisi olarak görüyor musunuz?
M.Güneşdoğdu;
Yukarıdaki değerlendirmeyi yani Kari kelimesini ilk duyduğumda hayli dikkatimi çekmişti. Hemen köyümüzün yanı başındaki, Kalfat Kasabasının lakabının çok Hafız ve İmam yetiştiği için, Küçük Mısır olması, Karî Pazar yorumunu destekliyor.
Ancak bizim yöreler hakkında araştırması olan bir tarihçinin anlattıkları da hayli manidardır.
Şöyle ki; Selçuklu ve Osmanlıda kadınların ürettikleri sanat eserleri ve işlemelerinin sergilendiği, alıcı ve satıcılarının sadece kadınlar olduğu, "Karı Pazarları" kurulurmuş.
 Dolayısı ile Kazamızın isminin buradan aldığını da ben duymuştum.
Bu da akla yakın bir yaklaşım. Kendimi Kari yani (Güzel Kuran Okuyucu) olarak görüyorum. (Necati ÜLKER; Allah muvaffak etsin.)
Necati ÜLKER;
Profesyonel anlamda bu işe (yani toplumun dinlediği bir sanatçı olmanız.) ne zaman başladınız?
M.Güneşdoğdu;
Ben 9 yaşımdan itibaren Kuran ile beraber ilahi de okumaya başladım.Camide okuduğum yıllar Cemaatimizden gelen yoğun talep üzerine 1987 yılında bir tarafı Kur’an diğer bir tarafı ilahi olan bir kaset okumuştuk.
Ondan yüzlerce talep oldu. Talep fazla olunca Camimizin yeteneklerinden Bestekâr ve okuyucu Abdülhadi Öztürk Kardeşimle ilk defa 1991 yılında bütün besteleri bize ait olan "Nasihat" isimli Profesyonel bir ilahi albümü yaptık.
İlk ferdi Kur’an kasetimide yine aynı tarihlerde, "Furkan" ismiyle Kısa Surelerin yer aldığı Kuran kasetini okuduk.
Zamanla bunları Cürmüm ile geldim sana 1 ve 2
Ardından Gül Peygamberim sevmeye geldim, Medine yolları, Askközü, Esma-ül Hüsne, Arapça ilahiler, ve en son olarakta Peygamberin izindeyiz Albümleri takip etti.
Necati ÜLKER;
Hayatta yapmak istedikleriniz amaç ve hedefleriniz nelerdir?
M.Güneşdoğdu;
Tabii öncelikle Adam gibi Adam olmak en büyük amacım, sonra Kur’anı’mızı en güzel bir şekilde dünya çapında okumak, bununla beraber müzikal alanda yapmak istediklerim var, İnşallah gerçekleştiğinde hep beraber göreceğiz. (Necati ÜLKER; İnşallah)
Necati ÜLKER;
Sanat hayatınız boyunca, Çankırılı hemşerilerinizden destek gördünüz mü? Onların varlığını arkanızda hissetiniz mi?
M.Güneşdoğdu;
Tabii ki, sağ olsunlar Hemşerilerimiz her fırsatta yanımda olduklarını hissettirmişlerdir, taa çocukluğumdan beri bizi takdir ve taltif ederler, çeşitli hediye ve harçlıklar verirlerdi, defalarca başarılarımla iftihar ettiklerini duymuşumdur.
Sonra beni yetiştiren Hocalarımdan merhum Sefer Ahmedoğlu Çankırılıdır ve yine adeta bir Menajer gibi yıllarca bana bütün Programlarımda refakatçilik eden Maddi, Manevi, her konuda beni hiç yalnız bırakmayan ve yönlendiren ağabeyim Kalfatlı merhum Amir Ünal da Çankırılı idi. makamı cennet olsun. Bunlar sadece bir iki örnek, yetişmemde zerre kadarda olsa emeği geçenlerden Mevla razı olsun!
Necati ÜLKER;
Eserlerinizden bahseder misiniz biraz? Ne zaman hangi eseri çıkardınız?
M.Güneşdoğdu;
Şu ana kadar gerek Almanya ve gerek Türkiye’mizde yayınlanmış İlahi ve Kur’an-ı Kerim Audio ve Video Albümlerim sırasına göre şöyle;
1987 Kur’an-ı Kerim ve ilahiler.(Almanya)
1991 Kısa Sureler (Almanya), Nasihat-İlahi Kaseti (Almanya), Furkan- Kısa Sureler, (Türkiye)
1992 Namaz Sureler ve Ezanlar(Türkiye)
1993 KuraniHakim Ziyafeti Video Kaseti (Almanya)
1994 Biz Geliyoruz İlahi ve Marslar (Almanya), Kur’an-ı Kerim-Seçme Sureler (Almanya), Yasin Tebareke (Almanya-Türkiye), Yasin, Amenerrasulu, Ayetelkürsi (Türkiye), Kısa Sureler (Türkiye)
1995 Lafzi Muhkem Video Kaseti (Almanya)
1996 Cürmüm ile Geldim Sana I (Türkiye)
1997 Gül-Peygamberim
1998 Cürmüm ile Geldim Sana II, Sevdim seni, Güneşdoğdu İlahi grubu,
1999 Medet,
2000 Lebbeyk, Yürü Mevlaya, Güneşdoğdu İlahi Grubu, Kısa Sureler I, (Almanya), Kısa Sureler II,(Almanya)
2001 Necm Kamer Rahman (Türkiye), Amme Cüzü Tertil
2003 Sevmeye Geldim
2004 Medine Yollarında
2005 Medine Yollarında Klipler
2007 Medet
2009 Esma-ül Hüsna
2011 Arapça Ilahiler
2015 Peygamberin izindeyiz isimli Çalışmaları yayımladık.
Necati Ülker:
Bir ara hayli klip yayınladınız sanki?
M.Güneşdoğdu:
Evet, Necati abi, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla şu anda artık herşey dijitale kaydı.
Bizde sevilen seslerimize klipler çekerek takipçilerimize sunuyoruz. Örneğin Esma-ülhusna 22 Milyon Cürmüm ile geldim sana 8 Milyon vs.
Necati ÜLKER:
Eserlerinize ulaşmak isteyenler nasıl ulaşabilirler?
M.Güneşdoğdu:
youtube üzerinden adıma bulunan kanala girerler hatta abone olurlarsa, vaiz, Kuran, ilahi ve önemli tv programlarımıza oradan kolayca ulaşabilirler, kanalımızda hali hazırda 500 'ün üzerinde Video mevcut.
Bunlardan daha önemlisi, yukarıda zikrettiğim gibi, Kuran ziyafetleri, büyük bir Proje oldu ve yine en önemlisi 1995'den bu tarafa Avrupa yarışmasında 1’nci olan çocukların önemli bir kısmı benim Talebelerimdir Hamdolsun ve bunlardan 2003 Avrupa 1’cisi, Muhammed Haydar, yine Çankırılıdır.
Necati ÜLKER;
33 seneniz Almanya’da geçti ve orada ilginç faaliyetleriniz olduğunu ben biliyorum ? Birazda bunlardan bahseder misiniz?
M.Güneşdoğdu;
20 sene kadar İmamlık yaptığın dönem içerisinde Camiimize gelen Almanlara inancımızı anlattık. Camimizi tanıttık, haftada bir Almanca İslam dersleri verdik, ayda birde olsa Almanca hutbe geleneğini biz başlattık. (O zamanlar Almanca konuşan Hoca sayısı yok denecek kadar azdı.)
Yine; Nikah, Evlenme, Boşanma işleri; Hapishane, Hastane, Esnaf, Camii, Dernek, Kilise ve Okul Ziyaretlerinde bulunduk.
Yine 1997 de 7 kişiden oluşan bir İlahi Ekibi kurmuştuk. insanımızın; o gündür bu gündür Düğün, Dernek, Konser, Şölen vs. Programlarına iştirak ediyoruz.
Necati ÜLKER;
Siz gerek Türkiye’de gerekse dünyada tanınan bir sanatçısınız. Biraz uluslar arası faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
M.Güneşdoğdu;
Şu ana kadar başta ülkemiz, Almanya ve nerede ise tüm Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok ülkede Kur’an-ı Kerim ve İlahiler okudum bunlardan bazıları;
1989 Suriye Emevi Camii,
1991 Bosna Hersek,
1995'ten bu tarafa her sene Medine Münevvere ve Suud TV,
1994 Mısır, İran,
2000 Avustralya iki Hafta Sydney ve Melbourne ayni yıl bir ay Almanya Expo Dünya Fuarında Gayri Müslimlere Kuran Tilaveti,
2003 Kanada Kur’an Kıraatleri ve İlahi Konseri,
2004 Raihan Grubu ile Fransa Turnesi ve nasip olursa yine bu sene 2005 Avustralya Sydney Opera Salonunda Kur’an Tilaveti 2008 Balkan ülkeleri Kuran ziyafeti 2010 Kosova Konseri 2013 den bu tarafa Bulgaristan daki soydaşlarımızla olan irtibatlarimiz devam ediyor konser kuran Tilavetleri ve seminerler şeklinde devam ediyor elhamdülillah vs.
Necati ÜLKER;
Aldığınız ödülleri ve başarıları anlatır mısınız?
M.Güneşdoğdu;
1985 Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Avrupa 1’nciliği belgesi,
1991 Suud Uluslararası Kur’an-ı Kerim 1’nciliği ödülü,
1991 Bosna Hersek,
1994 ve 2003 İran Teşekkür belgeleri ile daha pek çok takdir ve plaketleri.
2011-2012 Amerika GeorgTown üniversitesi ile Ürdün Kraliyet araştırmalar merkezinin Ortaklaşa yaptığı araştırmada Dünyanın en etkin ve saygım 500 MüslumanıKistesine "En etkin Hafız ilan edildik" iki sene üst üste 2013 Turkiyenin Kültür elçisi vs.
Necati ÜLKER;
Sizi örnek alan, sizin yolunuzdan gitmek isteyen, çocuklarımıza gençlerimize ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
M.Güneşdoğdu;
Vakitlerini çok iyi değerlendirip kendilerini her sahada geliştirmelerini tavsiye ediyorum. Her Müslüman gencin istemesi halinde Hafız olabileceğine inanıyorum.
İnsan yeter ki gayret etsin ve istesin, bunun içinde mutlaka ağzı düzgün bir Hoca efendiden Talim, Tecvid ve Makam dersleri almalarını bununla beraber çok Kur’an dinleyip okumalarını tavsiye ediyorum.
Ben Kur’an-ı’ mızın çoğunu dinleyerek ezberlemişimdir. En önemlisi, iyi bir şekilde önce Dinimizi bunun yansıraArapça’yı yanında birde Batı dili öğrenmelerini tavsiye ediyorum.
Necati ÜLKER;
Son olarak Anadolu’da TERCÜMAN Çankırı Gazetesi okurları için ve Çankırılılara neler söylemek istersiniz?
M.Güneşdoğdu;
Ülkemi insanımızı ve yöremizi çok ama çok sevdiğimi tekrar ifade etmek istiyorum ve Hakkı ile Rabbimize Kul olmaya çalışmalarını, Kur’an-ı’mızı çok okuyup anlamaya, daha önemlisi inançları istikametinde bir hayat sürmeye çalışmalarını tavsıye diliyorum.
Çünkü bu dünyada var oluş gayemizin imtihan olduğu asla ve kata unutulmamalıdır, Diyorum.
MEVLA GÖNÜLLERİNİZDEN HUZURU, YÜZÜNÜZDEN TEBESSÜMÜ EKSİK ETMESİN!
(Necati ÜLKER; Amin.)
Necati ÜLKER;
Kıymetli Hemşerimiz Sayın Mustafa Özcan Güneşdoğdu’ya bu içten söyleşi için Anadolu’da TERCÜMAN Gazetesi adına çok teşekkür ediyorum.
 Ayrıca bundan sonraki çalışmalarında başarılarının artarak devam etmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Allah yolunuzu açık etsin. Saygı, muhabbet ve sevgilerimle
                                                        Necati ÜLKER


Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

  • Gündem
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Çankırı.
  • Siyaset
  • Spor
  • İlçeler
  • Bölgesel

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER
ÖNEMLİ LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku
18 ÇANKIRI
ÇANKIRI KONUMU ve TARİHİ 🇹🇷
Çankırı Türkiye'nin ;
*En Çok Şehit Veren Şehitler Diyardır.
*Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Eserlerine Sahip Tarihi Bir Şehridir.
*Hacı Murad-ı Veli, Pir'i Sani, Hoşislamlar Şeyh Hamza Sultan, Şeyh Osman Gibi Evliyalarínın Bulunduğu Evliyalar Şehridir.
*Kurtuluş Savaşı'nın İstiklal Yolu, Lojistik Merkezidir.
GENEL KONUMU :
*Çankırı 1925 yılında çıkartılan 1642 sayılı vilayetler idaresi kanunu ile vilayet haline getirilerek il olmuştur.
"Çankırı İç Anadolu'nun kuzeyinde ve Batı Karadeniz'in güneyinde yer almaktadır. Çankırı merkez ilçesi ile Eldivan, Şabanözü ve Kızılırmak ilçeler İç Anadolu, Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Ilgaz, Korgun, Kurşunlu, Orta ve Yapraklı ilçeleri ise Batı Karadeniz Bölgesinde yer almaktadır.
*Çankırı'nın komşuları doğuda Çorum, batıda Bolu, kuzeyde Kastamonu, kuzeybatıda Karabük ve güneyde Ankara ile Kırıkkale'dir.
*Çankırı'nın genel 12 ilçesi ve 371 köyü, merkez ilçenin ise 14 mahallesi ve 50 köyü bulunmaktadır. 2019 yılı sayımına göre nüfusu 195.789'dir.
*Helenistik ve Roma dönemlerinde Gangra olan Çankırı'nın adı Roma döneminde Germanikopolis olarakta kullanılmıştır. Osmanlı Dönemi'nde Kengari ve Kengırı olarak adlandırılan yöre, Cumhuriyet döneminde il olarak "Çankırı" adını almıştır.
*Çankırı (Gangra) milattan önce 3 yüzyılda Paflagonya'nın da başkentliğini yapmıştır.
*Mondros Mütârekesi imzalandığında Çankırı, Kastamonu vilayetine bağlı bir sancaktı. Gerek birinci dünya savaşı yıllarında gerekse milli mücadele döneminde savaşın doğrudan etkilerini yaşamamıştır.
*Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'nun Lojistik merkezi konumunda olmuştur. Tarihi İstiklal Yolu Üzerinde Yer Almaktadır.
*Devlet Resmi kayıtlarında 1869 yilindan günümüze kadar 2 binin üzerinde, iç güvenlikte ise 200.ün üzerinde en çok şehit vermiş bir şehrimizdir.
*Çankırı karayolu ile; Ankara'ya 130 km., Kastamonu'ya 107 km., Çorum'a 160 km., Kırıkkale'ye 110 km., Karabük'e 160 km., Bolu'ya 201 km., ve İstanbul'a 470 km. mesafededir.
*TARİHİ :
Çankırı'da Neolitik Devirden (M.Ö.7000-5000) bu yana kesintisiz bir yerleşimin varlığı bilinmektedir. Çankırı'da yapılan kazı çalışmalarında insanlık tarihinin Orta Paleolitik Dönemde başladığını ve Kalkolitik Dönemden bu yana kesintisiz bir şekilde devam ettiğini ortaya koymaktadır. Eski Tunç Çağı'nda (M.Ö. 3000-2000) Anadolu'nun yerli halkları olan ve şehir beylikleri (prenslikleri) halinde yönetilen Hattiler bölgede hâkimiyetlerini sürdürmüştür.
*Çankırı’nın bilinen tarihi Hititlere dayanır. M.Ö. 17. yüzyılın başlarında Hititlerin Anadolu'ya girmesiyle birlikte bölge Hitit hâkimiyetine girmiş ve bir Hitit beyi tarafından kurulmuştur. Hitit İmparatorluğunun merkezi olan Hattuşaş’a yakın oluşu sebebiyle önemli bir şehirdi. M.Ö. 1200 senelerinde iç savaşlar sebebiyle Hitit İmparatorluğu parçalanıp zayıflayınca, Çankırı, Frikyalıların eline geçti. Daha sonra şehri Lidyalılar ele geçirdiler.
"M.Ö. 6. asırda Persler bu bölgeyi Lidyalılar’dan aldılar. İki asır sonra Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek bu bölgeyi de eline geçirdi. İskender’in ölümü üzerine Çankırı Galatların eline geçti ve “Gangaris” (keçisi bol ülke) ismi ile başkent oldu. Roma İmparatorluğu Anadolu’nun bir kısmı ile beraber Çankırı’ya hakim oldu. Roma’nın ikiye bölünmesi üzerine bu kısım Doğu Roma (Bizans)elinde kaldı.
*1071 Malazgirt Savaşından sonra Çankırı Türkler tarafından fethedildi. Selçukluların önemli beyliklerinden olan Danişmendoğulları bölgeye hakim oldular. Danişmend Devletinin kurucusu olan Melik Ahmed Danişmend Gazi, Alparslan’ın komutanıydı. Çankırı’nın fethini Emir Karatekin’e vermişti. Bu komutan 1082’de Çankırı’yı fethetti ve 1106 senesine kadar Çankırı valiliğini yaptı. 1134’te Bizanslılar bir ara Çankırı’yı işgal ettilerse de, kısa bir müddet sonra Selçuklu Sultanı Birinci Mes’ud, Çankırı’yı 1137’de yeniden fethetti. Selçuklu devletinde mühim bir şehir olan Çankırı, Moğol ve İlhanlıların istilasına uğradı. Daha sonra Candaroğulları bölgeye hakim oldular.
*Birinci Murad, Çankırı’yı Osmanlı Devletinin topraklarına katmıştır. 1402 Ankara Savaşında Candaroğulları şehri tekrar ele geçirdiyse de, 1439’da Çelebi Sultan Mehmed, Çankırı’yı yeniden Osmanlı Devletine kattı. Merkezi Kütahya olan Anadolu beylerbeyliğinin 14 sancağından biri de Çankırı idi. Tanzimattan sonra Kastamonu, vilayetinin 4 sancağından biri olmuştur. İstiklal Harbinde İnebolu-Kastamonu yolu ile gelen cephaneyi Ankara’ya ulaştırmada Çankırı erkek ve kadınlarının, cephanenin Ilgaz Dağını aşmada Kale ve Kıyısın köylerinin hizmetleri çok büyük olmuştur. Çankırı, Cumhuriyet devrinde il olmuş ve 1925’te Kengiri (Kangri)ismi “Çankırı” olarak değiştirilmiştir. 1050 ve 1944’te büyük deprem geçirmiştir.
*Tarihi Eserler ve Yerler;
1. Büyük (Sultan Süleyman) Camii
2. Taş Mescit (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi)
3. Çankırı Kalesi
4. Tarihi Saat Kulesi ve Taş Mektebi
5. Emir Karatekin, Hacı Murad-ı Veli ve Pir'i Sani Turbeleri
6. Çankırı Evleri ve Hamamları
7. Tarihi İstiklal Yolu
8. Bayramören Tarihi Ahşap Köprüsü ile Akbaş, Devrez, Çaylı ve Kızılca Tarihi Köprüleri
9. Koca Meşe (400 Yaşında)
10. Çivitçioğlu, Buğday Pazarı, Karataş, Kirmanoğlu ve Büyük Camii Medresesi Çankırı'da görülebilecek tarihi yapılardandır.
*Çankırı'daki Tarihi Eserler;
1. Çankırı Kalesi ile Orta Sakaeli Kaya Mezarlari Romalılar,
2. Taşmescit (1235) ve Hacı Murad-ı Veli Türbesi (1237) Selçuklular,
3. Emir Karatekin Türbe Danişmentliler,
4. İmaret Camii (1397), Büyük (Sultan Süleyman) Camii (1538), Ali Bey Camii (1609), Mirahor Camii (1797), Pir'i Dani Türbesi (1754) İmaret Medresesi (1386), Çivitcioğlu Medresesi (1754), Buğday Pazarı Medresesi (18.yy), Saat Kulesi 1966), Taş Mektep (19.yy) Koca Meşe Ağacı (400 yaşında), Bayramören Tarihi Ahşap Köprü (19.yy) Osmanlı Dönemi Eserleridir.
*ÇANKIRI KALESİ ;
Kale, Romalılar döneminde şehrin kuzeyinde küçük bir tepe üzerine kurulmuştur. Surları moloz taş ve tuğla karışımı ile inşa edilmiştir. Geçmişte yerleşim yeri olarak da kullanılan kaleden günümüze birkaç sur kalıntısı ulaşmıştır. Geçmiş yıllarda çevre düzenlemesi yapılarak ağaçlandırılan Kale halkın rağbet ettiği bir mesire yeri ve aynı zamanda ziyaretgâhtır.
Çan­kırı’nın yanı sıra Kastamonu ve Sinop’un da Fatihi olan Selçuklu Komutanı Karatekin Beye ait Türbenin burada bulunması kalenin önemini bir kat daha artırmaktadır.
*EMİR KARATEKİN TÜRBESİ ;
Yalın bir yapı olan ve Danişmetliler Dönemine ait olduğu düşünülen Türbede Karatekin Beyle birlikte Eşi Meryem Hatun ve iki çocuğu yatmaktadır. Çankırı'nın tamamına hakim bir tepe üzerinde yer alan kalede Kültür ve Turizm Bakanlığının da katkılarıyla Çankırı Belediyesince çevre düzenlemesi yapılarak ziyaretçilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak alanlar oluşturulmuştur.
Araç ile çıkılabilen kalede oturma yerleri, camlı seyir terası, perguleler, elektrik, su, mescit, otopark umumi tuvalet mevcuttur.
*TAŞ MESCİT (Cemaleddin Ferruh Dârulhadîsi) :
Çankırı'da Selçuklu Dönemi'nden gkalma en önemli yapıdır. Moloz taştan yapılması sebebiyle tamamen yıkılmış olan şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı I. Alâeddin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi (Valisi) Cemalettin Ferruh tarafından 1235 yılında yaptırılmıştır. Cemalettin Ferruh şifahaneye ilave olarak 1242 yılında bir Dâr-ûl Hâdis inşa ettirmiştir. Anadolu’daki ilk Dâr-ûl Hâdis olan eser halk tarafından Taş Mescit olarak isimlendirilmektedir. Mimari özelliğinin yanı sıra yapıya önem kazandıran diğer husus iki plastik sanat eseridir. Biri yapı üzerinde, diğeri heykel görünümünde olan iki adet figürlü taş eserden birbirine dolanmış iki yılanın tasvir edildiği ve günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılan birinci parça yapı üzerinde bulunmaktadır. Çankırı Müzesinde sergilenen ikinci parçada ise günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılan kupaya dolanmış yılan figürü bulunmaktadır.
*Aynı zamanda bir anıt mezar olan eserde iki adet mezar odası da yer almaktadır. Kuzey cephede yer alan mezar odasında bir sanduka yer almakta, doğu cephesinden girilen iki bölümlü mezar odasında ise beş sanduka bulunmaktadır. Yöremizde kaditler (kurumuş cesetler) olarak anılan cesetlerin döneminde mumyalandığı tahmin edilmektedir. Bu mezar odasında ortada yer alan tabutun, eserin banisi Cemalettin Ferruh’a ait olduğu düşünülmekte sandukası mezar odasının üstünde ana mekanda yer almaktadır.
Halen mescit olarak kullanılan eser Cumhuriyetin kuruluşuna kadar uzun yıllar Mevlevihane olarak da hizmet vermiştir.
*BÜYÜK (SULTAN SULEYMAN) CAMİİ :
Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Mimar Sinan'ın yetiştirdiği Sadık Kalfa tarafından yapılan cami, 1558 yılında ibadete açılmıştır. Merkez ilçede bulunan ve kare planlı olan Cami'nin üzerinde, ortada büyük tam kubbe ile bu kubbenin dört tarafında yarım kubbeler yer almaktadır. Duvarları ve minaresi kesme taş, kubbe üstleri kurşun kaplıdır.
*İMARET CAMİİ ;
Kitabesinden 1397 M. yılında Candaroğlu Kasım Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Mimari bakımdan özelliği olmayan yapı moloz taştan yapılmıştır. 1916 yılında onarılmıştır. Kesme taştan olan minaresi, yıkılma tehlikesi geçirmesi üzerine geçmiş yıllarda sökülmüştür. Cami'nin haziresinde, Kasım Bey ve eşi olan Çelebi Mehmet’in kızı Sultan Hatun’un kabirleri bulunmaktadır.
*ALİ BEY CAMİİ :
Merkez İlçe Ali Bey Mahallesi'ndedir. Kitabesinden 1609 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Büyük Cami’den sonra ikinci taş yapıdır. Mihrap ve mimberi alçıdan ve süslemesizdir. Minarenin gövdesi tuğla, kaidesi kesme taştandır. İlk yapının tamamen yıkılarak sonradan yeniden yapıldığı bilinen Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore ettirilmiştir.
*YENİ CAMİİ :
Merkez İlçe'de Mimar Sinan Mahallesi'ndedir. 1720 yılında Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Çok yalın, mescit planlı bir yapıdır. Duvarları moloz taş, çatı ahşap ve kiremit örtülüdür.
*MİRAHOR CAMİİ :
1797 yılında Tüfekçibaşı İsmail Ağa tarafından yaptırılan Cami, Merkez İlçe'de Karatekin Mahallesi'ndedir. Mihrap ve mimberi süslemesiz, çatı ahşap ve kiremit örtülüdür.
*DİĞER TARİHİ CAMİLER :
Merkez ilçe Karadayı Köyü Camii (1821), Eldivan Gõlez Köyü Camii, Bayramören Dalkoz Köyü Camii, Çerkeş Ören Köyü Camii (17.yy) Kızılırmak Karamürsel Köyü Camii (1879), Kurşunlu Pazar, Dumanlı ve Taşkaracalar Camii.leri (1717), Korgun Dogu Mah. Camii, Orta Canbazzade Ahmet Efendi ile Dodurga ve Bayındır Köyleri Camii, Şabanözü Paşasultan (Ulu) Camii.dir.
*ÇANKIRI TARİHİ MÜZESİ :
II. Abdülhamid döneminde, Çankırı’nın en görkemli yapılarından 1905 yılında inşa edilen ve uzun yıllar hükümet konağı (1985) ve adliye binası (2012) olarak hizmet veren tarihi binanın restore edilerek 2016 yılında Çankırı Müzesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. 3000 m2 kapalı ve 600 m2 açık sergileme alanına sahip Müzede; Arkeoloji, Etnoğrafya ve Paleontoloji Salonlarında eser ve buluntular ziyaretçilerin ilgisine sunulmaktadır.
*Çankırı Müzesi'nde Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi oldukça geniş dönemlere yayılan eserler sergilenmektedir. Her anlamda oldukça ilgi çekici olan müzede iki ayrı salon bulunmaktadır. I. salonda paleontolojik buluntular, arkeolojik eserler ve etnografik eserler yer alırken; II. Salonda cam eserler ve sikkeler sergilenmektedir.
*Ayrıca çorak Yerler Omurgalı Fosil Lokalitesi'nden çıkartılan 8 milyon yıllık fosiller de yeni binaya taşındı.
*Çankırı Müzesi'nin Türkiye'nin önemli müzeleri arasında yer almaktadır.
*TARİHİ ÇAN SAAT KULESİ :
II.Abdülhamit Döneminde yaygınlaşan saat kulesi uygulamalarından birisi de şehrimizde yer almaktadır. Yalın bir yapı olan eser için İsviçre’de yapılan saat 1866 yılında İnebolu yolu üzerinden Çankırı’ya getirilmiştir. Kare planlı ve dikdörtgen gövdeli olan kule bir platform üzerine oturtulmuştur. Şehre hakim bir noktada bulunan saat kulesinin yüksekliği 15 metredir. Üst kısmında balkon ve dört yönünde saat kadranları bulunmaktadır.
*TAŞ MEKTEP ;
İdadi Mektebi adıyla 1893 yılında açılan okulun yapımına 1886 yılında başlanmıştır. Merkez ilçede bulunan bina iki katlı ve kesme taştan yapılmıştır. Halen Güzel Sanatlar Lisesi olarak kullanılan binanın bir diğer özelliği ise Atatürk'ün Şapka İnkılabı sebebiyle çıktığı yurt gezisi sırasında bu binadaki bir dershanede konuk edilmesidir. Günün imkânları doğrultusunda tefriş edilip, Atatürk'ün 31 Ağustos 1925 gecesi konakladığı dershane günümüzde “Atatürk Odasına” dönüştürülmüştür.
*BAYRAMÖREN TARİHİ AHŞAP KÖPRÜSÜ:
İlçe merkezine 3 km mesafede Melan Çayının üzerinde kurulmuş olan ve yaklaşık 250 yaşında olduğu tahmin edilen köprü özellikle yayaların ve hayvanların geçişleri için vadinin iki yakasını birbirine bağlayan önemli bir geçit durumundadır. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmeyen köprünün yapılan araştırmalara göre XIX. yy'da ilçe halkının gayretleri ile yaptırılmış olabileceği tahmin edilmektedir. Tarihi köprü, düzgün kesme taş malzemeden örülmüş üç ayak üzerine keresteler yardımıyla tesis edilmiş bir mimari sergilemektedir. Bu ayaklar suyun geliş yönünde üçgen, gidiş yönünde ise dikdörtgen şekilli olarak yapılmıştır.3,90 m genişliğinde ve 40,40 m uzunluğunda olan köprü, ahşap çivilerle tutturulmuş iri kerestelerin kademeli olarak üst üste konulmasıyla yapılmış olup üzeri ise oluklu kiremit örtülü iki yana meyilli bir ahşap çatıyla kapatılmıştır. 2002 yılında aslına uygun olarak yenilenen köprünün ayakları kesme taş, diğer kısımları kalasların bindirilmesi suretiyle tamamen ahşaptan yapılmıştır. Köprünün üzeri orjinalinde olduğu gibi kiremit çatılı bir örtü ile korumaya alınmıştır.
*SAKAELİ KAYA MEZARLARI ve PERİ BACALARI :
Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduğu tahmin edilen Sakaeli Kaya Mezarları, Orta ilcesinin Sakaeli Köyünde yer almaktadır.
*ELDİVAN HACI MURAD-I VELİ CAMİİ ve TÜRBESİ :
Seyit Hacı Murad-ı Veli 12. Veya 13. Yüzyılda buraya yerleşmesiyle köyün ismi Seydi köyü olmuştur. Hacı Murad 12. Yüzyılda Doğu Türkistan’dan gelerek Hicaz, Şam ve Urfa’yı gezdikten sonra Çankırı’ya yerleşen Aliyülbüka’nın oğludur. Babası vefat ettikten sonra köye yerleşip köy hizmetlerinde bulunmuştur. Birçok din adamında ders almıştır. Köyde birçok kişinin yetişmesine yardımcı olmuştur. Bu bölge turizm olarak önemli bir yere sahip olmasa da Horasan eri Hacı Murad-ı Veli türbe ve camisi burada olması nedeni ile birçok ziyaretçi gelmektedir. Özellikle yaz mevsiminde akın akın ziyaretçi uğramaktadır. Bu ziyaretçiler adak adamak ve kurban kesmek için gelirler. burada özellikle haziran ayında Hacı Murad-ı Veli için festival düzenlerler. bu festivale gelenler adak kurbanlıklarını keserler. kuran okurlar. dua edip geri dönerler. Hacı Murad-ı Veli mezarının bulunduğu yerde oğlu ve kızların mezarı ve ayrıca bölgede bulunan iki kutsal gök taşı burada bulunmaktadır.
*ÇERKEŞ PİR'İ SANÎ HACI MUSTAFA EFENDİ TÜRBESİ :
Babası, Hacı Ali, dedesi Vehbi *Sultandır. Dedesi Horasan evliyasından olup hicretle Çerkeş’e gelip yerleşmişlerdir. Mustafa Efendi Halvetiyye Tarikatının Şa’baniyye kolu Pir-i Sanii’si (ikinci piri) olduğu bilinmektedir. 1156 hicri (1743 miladi) yılında doğmuştur. 1229 hicri (1814 miladi) yılında 73 yaşında Çerkeş’de vefat etmiştir. Çerkeş’te Kadınşah Camii bitişiğindeki türbede medfundur ve ziyarete açıktır. Babası Hacı Ali, Dedesi Vehbi Sultan, Abdulkadir Geylani hazretlerinin halifelerindendir. Vehbi Sultan’ın Horasan bölgesinden geldiği, Çerkeş’te yerleştiği rivayet edilir. Çerkeş yakınlarındaki mezarlıkta türbesi vardır.
*Hacı Mustafa Efendi başlangıçta dedesi ve babasından manevi ilimler tahsil etmiş sonra Altun Silsilenin 46. sırasında bulunan Hacı Mehmet Zaravî Hz’den feyz almış ve kemâle ermiştir. Kerametleri pek çoktur. Şabaniyye koluna yenilikler ve kolaylıklar getirdiği için Pîri Sanî diye meşhurdur. Pîri Sanî Hz'i 18 halife yetiştirmiştir. Silsilede 47. sıradadır.
*ATKARACALAR HOŞİSLAMLAR ŞEYH HAMZA SULTAN TÜRBESİ :
Atkaracalar' ın tanınmasında en önemli unsuru teşkil eden dumanlı mevkiindeki "HOŞ İSLAMLAR" Türbesi diye bilinen Şeyh Hamza Sultan Hazretleri’nin Türbesi sıkça ziyaret edilen bir ziyaretgahtır. Her yıl adına şölen yapılmaktadır. Atkaracalar ilçe merkezinin bugünkü bulunduğu yerde kurulmasının ana nüvesini teşkil eden ve halen ilçenin gurur vesilesi olarak yükselen "HAMZA SULTAN CAMİİ" içerisinde Şeyh Habib-i Karamani Hazretleri ve altı müridinin yattığı "YEDİLER" adıyla bilinen erenler ile, İlçe merkezinin doğusunda bulunan ve yörede "ÇAM DİBİ" türbesi olarak adlandırılan zat ziyaret edilmektedir.
*YAPRAKLI ŞEYH OSMAN CAMİİ ve TÜRBESİ :
*Yapraklı ilçesine bağlı Tatlıpınar köyünde 8. Şeyh Osman Hazretleri Camii ve Türbesi bulunmaktadır. Horasan evliyalarından Ahmet Yesevi Hazretlerinin öğrencisi olan Şeyh Osman 1300 yılında köye gelerek ilim ve irfanla mesgul olmuş ve iki tane cami yaptırmıştır.
*Öldüğünde köyün kuzeyinde bir türbe yapılarak buraya gömülmüştür. Rivayete göre kabrinin üzerine çatı yapmaya kalktıklarında çatılar devamlı yıkılmış, bu nedenle kabri sade bir mezar şeklinde bırakılmıştır.
*ÇİVİTCİOĞLU MEDRESESİ :
İl Merkezinde 17. Yüzyıldan günümüze ulaşan eser avlu içerisinde, iki katlı, doğu batı yönünde sıralanmış tek sıra hücrelerden oluşmaktadır. Hücrelerin önünde her iki katta da ahşap revak sırası bulunmaktadır. Eser günümüzde Çankırı Belediyesi tarafından Geleneksel Türk Süsleme Sanatları Merkezi olarak kullanılmaktadır.
*BUĞDAYPAZARI MEDRESESİ :
İl Merkezinde Buğdaypazarı Camii avlusunda yer alan eser 18. Yüzyıldan günümüze ulaşmıştır. Taş subasman üzerine ahşaptan iki katlı olarak inşa edilen yapı, kuzey güney yönünde sıralanmış tek sıra hücrelerden oluşmaktadır. Çankırı Belediyesince fonksiyon kazandırılan medresede etnoğrafik eserler sergilenmekte, Çankırı mutfağı ve kültürüne ait değerlerin üretimi, satışı ve sergilemesi yapılmaktadır.
İMARET MEDRESESİ :
Candaroğulları Beyliği Sancak Bey’i Kıvameddin Kasım Bey tarafından 1386 yılında yaptırılan ve Çankırı tarihinin en önemli yapilarindandir. Avlu içerisinde cami ve iki katlı bina ile Fatih Sultan Mehmet Han’ın halası Sultan Hatun’un kabrinin bulunmaktadir. İmaret Vakfı asli kimliği olan eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere medreseyi Çankırı Karatekin Üniversitesi kullanımına devredilmiştir.
*İNANDIK VAZOSU :
Hitit devletinin Hanhana (Çankırı'ya yakın İnandık Köyü) adlı kült merkezinde bulunan ünlü vazodur. Üzerindeki resim kutsal tanrılarının evlilik törenini anlatmaktadır. Hitit kültürünü çok iyi yansıtır. Çankırı´dan çıkarılan dünya çapında arkeolojik öneme sahip Hitit dönemi eseri olan İnandık Vazosunun orijinali Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesinde sergilenmektedir. İnandık Vazosu, üzerinde düğün ve yaşam figürleri bulunan dünyanın ilk vazolarından biri olma özelliği taşımaktadır.
*ÇANKIRI TARİHİ EVLERİ :
*Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Çankırı ilimiz tarih, kültür ve sanat yönünden oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Eski Çankırı evleri de çok az farklılıklarla Türk Evi'nin bütün özelliklerini bünyesinde taşımaktadır. Bölgenin jeolojik yapısı, iklim özellikleri ve yapıldığı dönemdeki bireysel ve toplumsal ihtiyaçlar evlerin şekillenmesinde önemli unsurları oluşturmuştur.
*Çankırı evleri genelde iki katlı olup genelde arsanın şekline göre biçimlenmiştir. Birinci kat ara kattır ve kışlık olarak kullanılmaktadır. Burası günlük hayatın geçtiği yerdir. Plan yapılırken de buna dikkat edilmiş olup sade ve kullanışlıdır. Yemek yapma, yeme ve oturma için düşünülmüştür. İkinci katlar ise manzaralı ve gösterişlidir. Bu katlar daha çok yazın kullanılmaktadır.
*YAPRAKLI KOCA MEŞE :
İl merkezine 27 km uzaklıktaki Yapraklı İlçemize bağlı Karacaözü Köyünde bulunan ve koruma altına alınan meşe ağacının 400 yaşın üzerinde olduğu ve dünyanın en yaşlı meşeleri arasında sayıldığı bilinmektedir. Görenleri hayrete düşüren meşenin çevresi 14,10 metredir. Ayrıca Merkez Müflis Tepesi mevkiinde Çınar Ağacı, Orta İlçesinde Paşasultan, Eldivan’da Türbe ve Gedene Çamları ile Kaba Meşe, Çerkeş’te Dokuzkardeşler Çamları ile Ilgaz’da bir ulu çam anıt ağaç olarak tescillidir.
*TARİHİ İSTİKLÂL YOLU :
Kastamonu İnebolu sahilinden başlayıp Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara'ya uzanan, Türk Kurtuluş Savaşı boyunca İnebolu'ya deniz yoluyla gelen cephanenin kağnılarla cepheye ulaştırılmasında kullanılmış olan 340 km'lik yoldur. 2018'de millî park ilan edilmiştir
Çankırı'da İstiklal Yolu'nun önemini anlatmak ve milli mücadele ruhunu yaşatmak amacı ile şehrin imaj ve vizyonuna önemli katkı sağlayacak ve anlamı yüksek bir İstiklal Yolu Parkı, Abdulhalik Renda Mahallesi İstasyon Kavşağı’nda bulunan Şehitler Anıtı ile Tren Kütüphane arkasındaki 16.840 metrekarelik alanda inşaa efilmiştir.
Tarihte yaşanmışlıkları günümüzün modern çizgileri ile birleştiren İstiklal Yolu Parkı, geçmiş ile bugün arasında köprü kurarak İstiklal Yolu'nun öneminin gelecek nesillere aktarılmasına vesile olmaktadır.
Çankırı'da her yıl geleneksel hale gelen İstiklal Yolu Yürüyüşü Yapılmaktadır.
*ATATÜRK ÇANKIRI'DA :
*Atatürk 23 Ağustos 1925 günü Kalecik uzerinden Tüney Hanı'na geldikleri zaman Çankırı Valisi Cemil, Çankırı Milletvekillerinden Talat, Ziya ve Rifat beyler, Çankırı Belediye Başkanı ve daha başkaları Atatürk'ü karşıladılar. Öğleye doğru Çankırı'ya çıkarlar ve yolu üzerinde kurbanlar kesilir, toplar atılırken Atatürk doğruca Çankırı Belediyesi'ne gelir ve buzlu ayranlar içilmiş ve hoşbeşler yapılmıştır. Atatürk o gün çok neşeliydi. Çankırı'da, Kastamonu gezisi dönüşünde bir gün kalacaktı. Hep birlikte Kurtuluş Kız Okulu'na geldiler. Öğle yemeği burada yedikten sonra, saat 13.30'da Kastamonu'ya hareket etmişlerdir.
*Kastamonu Dönüşü Yine 31 Ağustos 1925 Pazartesi günü öğleden sonra saat 17.00'de tekrar Çankırı'ya giriş yapmış ve binlerce halk, bezden, keçeden diktikleri şapkalarla Atatürk'ü karşılamıştır. Atatürk, Hükümet Konağında daire müdürleri ve memurlarını ayrı ayrı tanıyarak, Çankırı'mız hakkında bilgi almıştır. Akşam Atatürk ve beraberindeki konukları Çankırı Ortaokulunda (Taş mektep) kalması planlanmıştır. Atatürk ortaokula geldiği sırada Tahsin Nahit (Uygur) bir hoş geldiniz konuşması yaptı. Atatürk bu konuşmaya şu karşılığı verdi:
- Çok derin, çok samimî duygularınıza teşekkürler ederim. Beni çok sevdiğinizi, bana çok güvendiğinizi, işaret ettiğim hedeflere bütün varlığınızla yürüyeceğimizi söylüyorsunuz. Benim buna verebileceğim cevap şudur ki: Ben güven ve saygıya hak kazanacak başarılar göstermişsem, o da sizlerin yardımlarıyla olmuştur. Güveninize yürekten inanarak, millî görevimde muhtaç olduğum gücü ve yetkiyi sizden alıyor, sizde buluyorum. Bahtiyarlığımı Çankırı'nın sevgili halkının karşısında yüksek sesle ifade ediyorum demiştir. 1925 yılının 1 Eylül sabahı Atatürk, Çankırı'dan Ankara'ya dönmüştür.
(Atatürk Çankırı'da yazısı Mehmet Önder'in "Atatürk Yurt Gezileri" isimli kitaptan alındığı, 1998 yılı Çankırı İl Yıllığında belirtilmiştir.)
*CUMHURİYET DÖNEMİ ESERLERİ :
*ÇANKIRI GARNİZON BİNASI :
Bina 1923 Tarihinde Piyade Atış Okulu olarak inşaa (25 Albüm Numaralı) edilmiş ve 1962 yılına kadar Piyade Ateş Okulu, 1966 yılına kadar N.B.C. Okulu, 1971 yılına kadar Astsubay Sınıf Okulu, 1997 yılına kadar Astsubay Hazırlama Okulu, 2011 yılına kadar 9.Zh. Tug.K.lıgı, 2016 yılına kadar 28’inci Mknz.P.(BG) Tug.K.Yrdc.lığı, Halen 28'inci Mknz.P.Tug.K.lıgı tarafından Garnizon binası olarak kullanılmaktadır.
*ATATÜRK ANITI :
1945 yılında, Atatürk'ün Çankırı'ya Gelişini ve Şapka Kanunu simgeleyen ve elinde şapka bulunan "Atatürk Anıtı" Çankırı'nın en büyük meydanında dikilmiştir. Heykeli'nin kaidesinde Atatürk'ün 1925 yılında halka hitap ettigi sözleri yer almaktadır.
*100. YIL KÜLTÜR MERKEZİ :
Çankırı 100. Yıl Kültür Merkezi;
9 Haziran 1972 tarihinde Halkevi binası yıkılarak yerine 100 Yıl Kultur Merkezi insaatina başlanmış ve 1976 yılında insaat tamamlanarak hizmet vermeye başlamıştır. İçerisinde sinama ve tiyatro salonları, kütüphane bulunmaktadır.
*ESKİ HÜKÜMET KONAĞI :
Binanın yapımına 1982 yılında başlanmış ve 1985 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Binada; Adalet Dairesi dışında, Valilik, Defterdarlık, Milli Eğitim, Tapu ve Kadastro, Nüfus, Sosyal Hizmetler, Sanayi ve Ticaret Müdürlükleri ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı gibi kamu kurumları taşınarak hizmet vermiştir.
*YENİ HÜKÜMET KONAĞI :
Ankara Yolu üzerinde 30.09.2019 tarihinde yapımı tamamlarak hizmete girmiştir. Hükümet binasında, Valilik Makamı ve birimleri yer almaktadır.*
*BELEDİYE BİNASI :
Bina 1989 yılında yapılmış ve 23 yıl aradan sonra 2012 yılında Beledoye Bşk.líğınca “18 Ayda 18 Proje” kapsamına alınarak modern bir yapı haline getirilmiştir.
*AHMET YESEVİ CAMİİ :
Çankırı'lıların birlik ve beraberliğini, dayanışmasını göstermesi açısından büyük bir sembol haline gelen Hoca Ahmet Yesevi Camii Şerifi 1 Mart 2005 tarihinde ibadete açılmıştır.
Camii Meydanı ise 22 Mayıs 2015 tarihinde duzenlenerek hizmete girmiştir. Meydan proje kapsamında bodrum katta 218 araçlık otopark bulunmaktadır. Otoparkın üzeri olan zemin kata ise 23 adet dükkan, 1 adet tabanında süs havuzu bulunan 5 katlı saat kulesi, 1 adet prefabrik büfe membran gölgelik bulunmaktadır. Ayrıca Çankırılı hemşerilerimizin rahat bir nefes alabileceği yaklaşık 7000 m² lik park yapılmıştır.
*KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ :
*Çankırı Karatekin Üniversitesi 5662 Sayılı "Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda ve Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"la kurulan ve 28 Mayıs 2007 tarihinde onaylanan, 17 yeni üniversiteden biridir. Kurucu rektörü Gazi Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç`tır.
*ÇAKÜ bünyesinde; 10 Fakülte, 6 MYO, 1 Yüksekokul, 5 Enstitüsü 1 Teknokent mevcut olup Uluyazı Yerleşkesinde modern rektörlük binası ile bölüm binaları ve öğrenci yurtları, camii bulunmaktadır.
**İlimizin hak ettiği yere getirebilmek ve kaybettiği yılları geri kazandırmak için yerel yöneticiler, İş Adamları ve STK.lar birlikte var gücü ile çalışmaktadır.
*Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi tarihi eselerine sahip, şehitler diyarı şehrimizi tanımak, tanıtmak ve siz değerli misafirlerimizi ağırlamaktan Çankırı'lılar onur duyacaktır.
Kaynak: Çankırı Valiliği/Çankırı Belediyesi/Çankırı İl Kultur ve Turizm Md.l