• Diğer

Eğitim

Rektör Çiftçi Konferanslara Devam Ediyor

Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı Çankırı Şubesi’ni ziyaret ederek konferans verdi. Şube Başkanı İsa Bölükbaşı’ndan TÜRKAV’ın çalışmaları hakkında bilgi alan Çiftçi, TÜRKAV gibi kültür ocaklarının tütmesinden dolayı duyduğu memnuniyetini ifade ederek...

21 Mart 2022 17:18
-A

+A

Rektör Çiftçi Konferanslara Devam Ediyor
Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı Çankırı Şubesi’ni ziyaret ederek konferans verdi.  Şube Başkanı İsa Bölükbaşı’ndan TÜRKAV’ın çalışmaları hakkında bilgi alan Çiftçi, TÜRKAV gibi kültür ocaklarının tütmesinden dolayı duyduğu memnuniyetini ifade ederek “ Kültüre dair ne varsa onların anlatılması, paylaşılması ve gelecek nesillere aktarılması çok büyük önem arz etmektedir. Bu aktarımda ise insanların bazı yönlerine temas edilebilmesi gerekmektedir. Özellikle insanın manevi ve metafiziksel yönü kapitalizmin zirve yaptığı çağımızda, ehemmiyet arzettiğini düşündüğümüz hususlardan bir tanesi olmuştur. TÜRKAV gibi kuruluşlar, insanın bu yönüne hitap eden önemli yerlerdir. Şu an güzel bir fikir meclisindeyiz ve bu tarz fikir meclislerinin devam etmesinden yanayız. Çankırı Karatekin Üniversitesi’ne geldiğimizde, bizim çeşitli söylemlerimiz ve hedeflerimiz vardı. Bu hedeflerimizden biri de üniversite ile toplum işbirliğinin güçlendirilmesiydi. Bu manada beşeri sermayemizin güçlendirilmesi gerektiğini her platformda dile getiriyoruz. Tabi bunları sadece sözle de dile getirmiyor, katıldığımız fikir meclislerinde bu söylemlerimizi ete kemiğe büründürmeye gayret ediyoruz.” dedi. Fikir meclislerinin ilerleyen dönemler için üretilecek projelere de vesile olduğunu belirten ve Türk Milletinin çok büyük bir millet olmasından hareketle, milletin bütün kültür dinamiklerinin desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Rektör Çiftçi konuşmasında “Derdi vatan, millet ve insan olan her oluşum, bizim bir parçamızdır. Fikrî hedeflerimiz doğrultusunda, nesli nasıl inşa edeceğiz olgusuna yatırım yapmamız lazım. Üniversite olarak biz de özellikle bu tür fikir meclisleri vasıtasıyla, gençlerimizin farkındalığını elimizden geldiği ölçüde arttırmaya ve bu yatırıma katkı sağlamaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yükseköğretimin insana yatırım noktasındaki önemine değinen Çiftçi “Buraya bir rektör olarak katılmam hasebiyle, sizlere yükseköğretimle ilgili temel hususları aktarmaya çalışacağım. Yükseköğretim kurumlarımız insan inşa eden kurumlardır. Bunu her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum. İnsanın olduğu her yer yükseköğretim kurumlarının bir parçası konumundadır. Bu sebeple de bizim aslında insanın olduğu her yerle bir bağlantımız ve işbirliğimiz söz konusudur. İnsanımızın niteliğini ne kadar çok arttırabilirsek, bu ülkeye o kadar çok hizmet etmiş oluruz. Kısaca, yükseköğretim kurumlarının en önemli amacı; insan yararına, toplum yararına ve millet yararına bilgi üretmektir.” dedi. Konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra açılan ilk üniversiteleri ve akademik oluşumun hangi aşamalardan geçtiğini detaylı olarak anlattı. Dönemlere göre değişen üniversite sayıları ve yükseköğretim anlayışını da anlatan Rektör Çiftçi, Türkiye’de yükseköğretimin geçmişten bugüne kadarki gelişimi hakkında önemli noktalara değindiği konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Osmanlı’da açılan medreseler, bugünkü yükseköğretimin bir temeli niteliğindedir. Bu medreseler; akademiye, yükseköğretime ve bilime çok fazla katkı sağlamıştır. Türkiye'nin değişimi ile beraber, yükseköğretim kurumlarımızda da bir değişim ve gelişim yaşanmıştır. Şu anda ise dünyada dikkat çekilen ülkeler arasındayız. Yükseköğretimde üretilen bilgi ve uluslararası dergilerdeki yayınlar bakımından dünyada 18’inci sıradayız. Osmanlı zamanında çok gelişmiş ilim merkezlerimiz vardı. Bu ilim merkezlerimiz içerisinde sadece Müslüman-Türk aydınlarımız yoktu, gayrimüslimler de vardı. Onlar da desteklenmişti. Yeter ki bilgi üretilsin ve insanlığın faydasına kullanılsın diye düşünülmüştür. Üretilen bilgi, topluma faydalı olmak zorundadır. Tabi bunun yanında mevcut bilgileri kullanarak yeni bilgiler de üretilmek zorundadır. Eğer yeni bilgiler üretemiyorsanız, bir noktadan sonra birikiminiz sadece taklide dönüşen ve tekrarlanan bir bilgiden ibaret olmaktadır. İlk açılışından itibaren akademiler bağımsız fikirlerin söylendiği, görüşüldüğü ve tartışıldığı yerler olmuştur. Tarihte medeniyetlerin inşasında en önemli unsurlardan biri de fikir hürriyetidir. Fikirlerin serbestçe söylenebildiği yerler ise her daim akademiler olmuştur. Eğer siz fikrinizi özgürce söyleyemiyor ve paylaşamıyorsanız, orada akademik bir teşekkül de yok demektir. Klasik yükseköğretim kurumları; birinci derecede bilgi üreten, ikinci derecede ise bilgiyi yaygınlaştıran kurumlar olma mantığı ile kurulmuştur. Yükseköğretim kurumları daha sonra araştırma ve geliştirme misyonunu geliştirmiştir. Sonrasında ise üretilen bilginin topluma faydası olması gerektiği düşünülmüştür. Yani bir anlamda sadece bilgi için bilgi değil, aynı zamanda toplum için de bilginin üretilmesi gerektiğinin farkına varılmıştır. Çünkü küreselleşmenin getirdiği mecburiyet nedeniyle, yükseköğretim kurumları da kendilerini değişen şartlara karşı yeniden konumlandırmak ve ayarlamak mecburiyetinde kalmıştır. Sadece laboratuvarla, sadece sınıfla ve sadece ofisle değil, aynı zamanda toplumun içerisinde olan ve topluma katkı sağlayan bir öğretim elemanı profilinin oluşması gerektiği düşüncesi ile yükseköğretimin amaçlarına yeni ilaveler yapılmıştır.” Günümüzdeki dünya konjonktürüne ve bu konjonktür doğrultusunda erdemli bilginin önemine değinen Rektör Harun Çiftçi, konuşmasında şunları söyledi:
“Günümüzde, ekonominin önemsenmediği neredeyse hiçbir alan kalmadı.  Ne kadar güçlü olursanız olun, ne kadar fikirlerinizi sağlam temeller üzerine oturtursanız oturtun, ekonomik yönü dikkate almadığınız zaman başarı da elde edemiyorsunuz. İlerleyemiyor ve büyüyemiyorsunuz. Gelinen son noktada, bilimin teknolojiye dönüştürülmesi, teknolojinin de küresel sermaye içerisinde hareket halinde olması durumu, üniversitelere de farklı misyonlar yüklemiştir. Her bilgi önemlidir, fakat her bilgi insanı mutlu edemez. Örneğin, atomun çekirdeğindeki enerjiyi nükleer bir enerjiye dönüştürerek insanlığa fayda sağlayan bir hale getirebilirsiniz fakat nükleer başlıklı bir silah kullanarak çok büyük kitleleri imha da edebilirsiniz. Kısaca, her türlü bilgi erdemli bilgi değildir. Her bilgi insana fayda sağlamaz. İşte bu noktada, bizim medeniyetimizin ana unsurlarından biri de ‘ne olursan ol, insanlara faydalı ol’ düsturudur. Çünkü insanlar Allah'ın bir emanetidir ve insan, Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Dolayısıyla insan, bizim için çok önemlidir ve insana faydalı olacak bilgiye de biz ‘erdemli bilgi’ diyoruz. Bu manada, yükseköğretim kurumları olarak bizlerin bilgiyi erdem ile süslemesi gerekiyor. Kısaca erdemli bilgiyi yaymak, yükseköğretim kurumlarının temel vazifesi olmalıdır.”  Erdemli bilginin yanı sıra bir bilgiden sonra hangi aşamaların geldiğine de değinen Çiftçi “Bilgiden sonra idrak gelir. Ondan sonra şuur gelir. Daha sonra ise hikmet gelir. Hikmet, elde ettiğimiz bilgiler neticesinde insanda meydana gelen olgunlaşmadır. Büyük adımlar atabilmeniz için daha önceki üçlü serüveni geçirmeniz gerekmektedir. Zihninizi verilerle desteklemeniz ve bazı verileri de sınamanız lazımdır. İşte bundan sonra hikmet gelir. Hikmet, hocalarımıza bir emanet olarak verilir. Bilim insanlarımız o hikmet halkasının önemli bir parçası olarak kendini konumlandırmalıdır.” dedi.
İslamiyet’te ilimin öneminden ve medeniyetimize yansımalarından da bahseden Rektör Çiftçi konuşmasında, “Medeniyetimizi şekillendiren ana unsur İslam dinidir. İslamiyet, çok farklı bir coğrafyada, bir tarafta Bizans’ın, bir tarafta ise Perslerin olduğu bir yerde, sadece ticaret yapan ve geçimini sağlayan bir Arap bölgesinde doğmuştur. Yani iki güçlü medeniyetin arasında doğmuştur. Dolayısıyla bu bölgede yaşayan toplumun yapısını değiştirmiş, yeni bir toplum ortaya çıkarmıştır. İslamiyet’in ilk emri ‘oku’ emridir. Biz de bunun muhatabı olan bir ümmetiz. Okumak sadece bir yerlerden okumak, yazmak değildir. Kendimizden başlayarak tabiatı okuyacağız, insanı okuyacağız, geleceği okuyacağız, geçmişi okuyacağız, tarihi okuyacağız, kısaca medeniyetimizin bütün öğelerini okuyacağız. Bu yönüyle okumak bir nevi emredilmiş bir hususiyettir. İslam dünyasının okumaya olan susamışlığı neticesinde, özellikle İslamiyet’in ilk, ikinci ve üçüncü asırlarında çok büyük aşamalar kaydedilmiştir. Hicri ikinci asırda, okuma yazma bilen Müslümanların sayısının tüm dünyada okuma yazma bilenlerin sayısından daha fazla olduğu söylenmektedir. Rahmetli Fuat Sezgin, bu durumu okumuşluğa ve bilime olan susamışlığa bağlamıştır. ‘İlim Çin'de olsa gidip alın’ denilmiştir. ‘İlim insanın yitik malıdır’ denilmiştir.” ifadelerini kullandı. Konuşmasında, üniversitelerin bulunduğu şehre önemli katkılar sağladığını belirten Harun Çiftçi “2005'ten sonra gelişmişlik düzeyini eşitlemek adına, her şehre bir üniversite açılması kararı alındı. Bu karar, müthiş bir karardır. Çankırı Karatekin Üniversitesi de bu bağlamda kurulan üniversitelerden bir tanesidir. 2007 yılında kurulduktan sonra, yaptığı önemli çalışmalara, Çankırı'nın potansiyellerini değerlendirilmesi doğrultusunda üniversitemiz önemli katkılar sağlamıştır. Sağlamaya da devam etmektedir.” dedi.  
Konuşmasında “Gençlerimizi piyasa şartlarına göre yetiştirerek nitelikli insanlar haline getirebilmek amacıyla hareket ediyoruz.” diyen Rektör Harun Çiftçi, “Çankırı’nın ileride yükseköğretim kurumları kapsamında önemli bir merkez olacağını düşünüyorum. Bu düşünce ışığında, yenilenmeye ve güçlenmeye çalışıyoruz. Ülkemize katkı sağlayacak bölümlerimizi güçlendirmeye ve yenilerini açmaya çaba sarfediyoruz. Nitelikli hocalarımızı buraya davet etmek suretiyle buranın farklı olmak zorunda olduğunu her defasında hocalarımıza söylüyoruz. Çünkü burası Yarenlik ve Ahilik üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Bizim burada yaptığımız hareketler, tarihten ve değerlerimizden beslenmelidir. Bu değerleri yaşatmalı ve aynı zamanda yeni değerleri de üretmeliyiz. Yakın zamanda Ahilik ve Yarenlik üzerine bir ders açmayı da düşünüyoruz” sözlerini söyledi.
Çankırı Karatekin Üniversitesi’nin gurur kaynağı olan merkezi araştırma laboratuvarını güçlendirdiklerini, akademisyen kadrosunda da bu laboratuvarda bulunan her cihazı kullanabilen öğretim elemanlarını kadrosuna dahil etmeyi amaçladıklarını belirten Rektör Çiftçi, bu anlamda ÇAKÜ Teknokent’te Ankara ve İstanbul’dan gelecek büyük firmaları ağırlayacaklarını ifade etti. Teknokentin öneminin altını çizen Rektör Çiftçi “Cumhurbaşkanımızın kararı ile Teknokentimize, teknoloji geliştirme bölgesi selahiyeti verildi. Yani bu sanayi sektörünün teknokent bünyesinde çalıştığı zaman, teşvik kapsamında olacağı ve bazı vergilerden de muaf tutulacağı anlamına geliyor. Firmalar için bu durum çok büyük bir fırsat haline gelmektedir. Teknoketimizde özellikle savunma, ilaç, kimya ve bilişim noktasında bir kümelenme olmasını istiyoruz. İnşallah burası bir cazibe merkezi olacak ve Çankırı’mıza büyük faydalar sağlayacaktır.” dedi. TÜRKAV Çankırı Şubesi Başkanı İsa Bölükbaşı, Rektör Çiftçi’nin ziyaretinden çok memnun olduklarını belirtti. Gelecek süreçte Doğu Anadolu’da şehit edilen öğretmenler anısını yaşatmak için ağaç dikme etkinliği yapacaklarını söyleyen Bölükbaşı, bu ve benzeri organizasyonların devam edeceğini de sözlerine ekledi. 
 
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

  • Eğitim
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Çankırı.
  • Siyaset
  • Spor
  • Dünya
  • İlçeler
  • Bölgesel

Sayfalar

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku