• Diğer

Kültür

Ramazan’da Beslenme: İftar Sofrasında Aceleci Olmayınız! “Kontrollü ve Ölçülü Beslenerek, Bol Sıvı Alınız”

Ramazan’da Beslenme: İftar Sofrasında Aceleci Olmayınız! “Kontrollü ve Ölçülü Beslenerek, Bol Sıvı Alınız”

Okunma: 638

22 Mayıs 2019 10:00
-A

+A

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte önerilen az ve sık beslenme biçimi yerini uzun süreli açlığa ve susuzluğa bırakıyor. Ayrıca Ramazan ayının yaza denk gelmesiyle birlikte beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak su ve mineral kayıplarında artış meydana gelir. Hâl böyle olunca bu seneki Ramazan önerilerinde en esas nokta kaybedilen su ve minerallerin yerine konması oluyor.
Peki, Ramazan’da nasıl beslenmeliyiz? İftarda ve sahurda neler tüketmeliyiz ve nelere dikkat etmeliyiz? Ramazan ayına özel söyleşilerimize devam ederken, bugün ki konuğumuz Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevinç Bakan oldu. Diyetisyen Sevinç Hanım, Ramazan’a özel önerilerini ve vatandaşlarımızın ayrıca önem göstereceği hususlar üzerinde sorularımızı yanıtladı.
-Ramazan ayında sık yapılan hataların başında sahura kalmamak geliyor, bununla beraber yediklerimize çok dikkat etmiyoruz. Vatandaşlara neler tüketilmesi ve ya tüketilmemesi hususunda neler önerirsiniz?
  -Genel olarak en önemli şey Ramazan’da sahura kalkmaktır. Çünkü; işin manevi boyutu ve tıbbi boyutunda da Ramazan’ın en farklı olayı sahurdur. Çok aşırı yoğun yiyecekler tüketmeden, hep şu kaygı oluyor ‘gün boyu aç kalacağız, çok yiyelim’ aslında sahurda ne kadar çok yenilirse o kadar çok acıkılır. Sahurda yapılması gereken çok yemekten öte dengeli bir öğün tüketmektir. Örneğin; Çankırı’da yöresel olarak ramazan ekmeği yapılır, tek başına bu ekmek yendiği zaman kişi 5 tane de yese gün içerisinde mutlaka acıkacaktır. Çünkü karbonhidrat almış oluyor, yağ almış oluyor. Bunun yanına peynir, yumurta ve birkaç dal yeşillik eklendiğinde öğün çok daha doyurucu hale geliyor. Hem gereksiz kalori almış olunur hem de çok daha uzun süreli tokluk hissi olur. Bu nedenle sahurda ki seçimler çok daha önemli mutlaka sahura kalkılmalı, mümkünse kahvaltı formatında yapıldığın ve su tüketildiğinde, çok bir açlık, susuzluk hissedilmeyecektir.
- Açlık süresi uzun olduğu için iftarda da çok yemeğe yükleniyoruz? İftarda nasıl beslenmeliyiz?
  - İftarda da ister istemez gün boyu aç kaldım hadi çok yemem lazım gibi bir psikoloji oluyor ve birçok kişi çorbadan sonra tıkandığını görüyor ama göz açlığına iftar da yiyoruz. İş orda biraz kadınlara düşüyor, çok yemek yapmak değil, yemekleri mümkün olduğunca az yapıp, herkesin yemesi gereken kadar yapmak gerekiyor. Bir çorba içildiğinde 5-10 dakika ara vermek gerekir. Kültürümüz gereği, hadi sofradan kalkalım da tekrar oturalım olayımız yok. Bu nedenle belki araya küçük sohbetler sokulabilir masa başında, çok aç kalan vücudu 17 dakika da hemen doldurmamak gerekiyor. İftarda da çok ağır şeyler yenmemeli, çorba, ana yemek yanına az pilav, biraz mantı çok sıkıntılı değildir.
- Peki, Sevinç Hanım sıkıntı nerde başlıyor diyebiliriz?
   Ölçüye baktığımız da sıkıntı orada başlıyor. Yoksa kontrollü yemesi gereken miktar kadar, mantı yiyen bir insan da kilo almaz, Ramazan’da şekeri yükselmez. Biz şeker hastalarımıza bile diyetlerinde yazıyoruz. Önemli olan orda kontrollü ve ölçülü gitmektir. Yemeğin yanında salata veya yoğurt, sebzeli bir cacık çok daha besleyici olacaktır.
-İftar sofralarının olmazsa olmazından birisi de tatlıdır, sizce her akşam sofralarımızda tatlı olması sakıncalı mıdır?
   -İftarda en çok dikkat edilmesi gereken, yemeğin hemen arkasına tatlı yiyoruz ya da karpuzumuz vardır genelde böyle yanlıştır bu, yemeğin arkasına meyve, tatlı iftardan en az bir saat sonra tüketilmesi gerekmektedir. Bilimsel olarak zaten her gün tatlı tüketmek sakıncalıdır. Kültürel olarak da böyle bir alışkanlığımız var. Olay yine miktara geliyor, miktar olarak dikkat edersek sakıncası yoktur. Günlük iki dilim baklava zararlı olmaz ama 4 dilime gelirse ve yemekten hemen sonra olursa sakıncalıdır. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tüketirsek daha faydalı olur. Hurma, güllaç gibi hafif tatlılar yersek daha da güzel olacaktır.
- Ramazan ayında oruç süresinin uzun olması açlıkla beraber halsizlik, yorgunluk ve bayılmalara bile davetiye çıkarıyor, bunların önüne geçmek için neler yapabiliriz?
   -Ramazan ayında özellikle bayılma yaşıyorsanız ya sahura kalkılmamıştır ya da altta yatan şekere bağlı bir bozukluk vardır. Kişi bilmiyor olabilir, gizli şekeri vardır, hipoglisemi dediğimiz şeker düşüşlere gün içerisinde de oluyordur ama fark edilmiyordur, Ramazan’da açlık süresi uzun olunca da o şeker düşlerini daha bariz hissetmeye başlarsınız. O durumda doktora başvurulmalıdır. Halsizlik çekenlere, akşam enerjisi tükenenler için orda sahur çok önemlidir, ikincisi de su tüketimidir; suyu yeterli almayan insanlarda Ramazan’ın 12. 13.günlerinde halsizlikler iyice artar, baş ağrıları başlar, günde 7 bardak su tüketilmeli, vücut susuz kalmamalıdır. Eğer her şeyi doğru bir şekilde yaptığı halde ama yinede kötüyse bir doktora başvurulmalıdır.
-Son olarak, okurlarımıza Ramazan’a özel tarifler veya besinler neler önerirsiniz?
   -Hurmayı tavsiye ediyorum, kabızlık problemi çekenler içinde birebirdir, bol su ile tüketildiğinde vücuda çok yararlıdır. Onun dışında şerbetler, bir Osmanlı geleneğidir mesela çok güzel şerbet tarifleri vardır. Şerbetlerde tarçın, karanfil, meyan kökü kullanılır. Bunlar hem susuzluğu giderir hem şekeri dengeleyen şeylerdir. Aslında Osmanlı’ya kadar gitmeye bile gerek yok, Çankırı’da kızılcık şerbeti çok çok iyi bir antioksidandır. Kızılcık şerbeti vücudu temizleme yetkisi en yüksek olan şeylerden bir tanesidir, az şekerli, balla ve ya pekmezle tatlandırılmış bir kızılcık şerbeti çok işe yarar diyebilirim. Bütün bunlara dikkat edildiğinde oruç tutma süresi çok kaliteli ve verimli geçer.
                                                                                                                  Haber: Şeyma Dursun

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku