• Diğer

Çankırı.

Malta İzlenimleri: TURGUT REİS

Türk denizcilik tarihi Karadeniz, Akdeniz ve Ege’ye komşu olmamızla başlayan uzun bir geçmişe sahip. Buna karşın Türk denizciliği Anadolu Selçuklu Devleti ile ilerleme kaydediyor, Osmanlı Devleti zamanında ise zirveye çıkıyor.

24 Mart 2022 16:25
-A

+A

Malta İzlenimleri: TURGUT REİS
Türk denizcilik tarihi Karadeniz, Akdeniz ve Ege’ye komşu olmamızla başlayan uzun bir geçmişe sahip. Buna karşın Türk denizciliği Anadolu Selçuklu Devleti ile ilerleme kaydediyor, Osmanlı Devleti zamanında ise zirveye çıkıyor. Barbaros Hayrettin Paşa başta olmak üzere Oruç Reis, Piri Reis, Salih Reis, Murat Reis, Uluç Reis gibi 16. asırda yaşayan denizciler vasıtasıyla Karadeniz, Ege ve Akdeniz bir Türk gölü haline geliyor, Türk denizcileri tarafından Atlantik ve Hint okyanuslarına doğru yelkenler açılıyor. Bu manada, 16. yüzyılda Türk denizcilik tarihinin en karizmatik ve önemli simalarından birisi de Turgut Reis’tir. Bu husus gerek tarihî olaylarla gerekse bu olayların resmî ve gayr-ı resmî tarihe yansıyan belgeleriyle sabittir. Örneğin Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgelerde Turgut Reis’in denizcilik faaliyetleri belirtildiği gibi, dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman, Kaptan-ı Deryalık yapan devlet adamlarına Akdeniz çevresindeki bölgelerde yapılacak kuşatmalara Turgut Reis’e danışılmadan hareket edilmemesini tavsiye ediyor. Bu manada bir tayfa olarak denizlerdeki serüvenlerine korsanlık faaliyetleriyle başlayan Turgut Reis’in Trablusgarp Beylerbeyliğine kadar yükseldiği, aslında Osmanlı İmparatorluğu’nun Kaptan-ı Deryası olması gerekirken şahsî menfaatleri öne çıkaranlardan ötürü bu payeye ulaşamadığı tarihin tozlu sayfalarında yazılan bilgiler içerisinde yer alıyor.
Peki, Turgut Reis Kimdir?
Doğum tarihine yönelik farklı tarihler belirtilse de Turgut Reis’in genel olarak 1485 yılında eskiden Menteşe Sancağı olarak bilinen bugünkü Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Turgut Reis beldesinin Karabağ (diğer adı: Karatoptak) köyünde dünyaya geldiği kabul ediliyor. Karabağ köyüne gelip iaşe ve su temini yapan korsan gemilerinden birine babasından habersiz binmek suretiyle tayfa olarak çalışıyor. Ünlü korsanların merkezi olan Cerbe Adası’na gelerek Barbaros’la tanışıyor ve bir korsan filosunun kumandasını eline alarak inanılmaz kahramanlıklar sergiliyor. Osmanlı donanması hizmetine giren Turgut Reis, Magrip(Garp) sularında ünleniyor ve “Dragut” ismiyle Hıristiyan gemilerine ve İspanya, Fransa, İtalya kıyı kentlerine korku salıyor. 1538 Preveze Deniz Savaşı’nda gönüllü donanmasına kumanda ediyor. Turgut Reis, Barbaros Hayreddin Paşanın emrinde bulunuyor ve bu savaş neticesinde zaferin kazanılmasında büyük hizmetleri oluyor. 1540’ta Cenovalılara esir düşen Turgut Reis üç yıl bir gemide forsa olarak çalıştırılıyor ve çeşitli eziyetlere maruz kalıyor. Turgut Reis, Barbaros Hayreddin Paşa tarafından kurtarılınca kendisine bir donanma oluşturuluyor. Cerbe Adası’nda bir üs kurarak, Mehdiye ve Kandiye’yi fethediyor. Barbaros Hayreddin Paşa’nın 1546 yılında vefatından sonra Akdeniz’de onun yerini dolduruyor, Osmanlıların deniz egemenliğinin sürmesini sağlıyor. 1550 yılında Osmanlı Devleti’nin hizmetine giren Turgut Reis, Batı Akdeniz’deki faaliyetleri ile Avrupa’nın korkulu rüyası haline geliyor.  Trablusgarp, 15 Ağustos 1551’de Turgut Reis tarafından zapt ediliyor ve bu fetihten sonra “Seyfü’l-İslam” (İslam’ın kılıcı) olarak anılıyor. Neticede Kanuni Sultan Süleyman, Turgut Reis’e Trablusgarp Beylerbeyliğini veriyor. Turgut Reis, Kaptanı Derya Piyale Paşa ile deniz seferlerine katılıyor, 1560 yılında Cerbe Deniz Zaferi’nin kazanılmasında en büyük pay sahiplerinden biri oluyor. Turgut Reis, 23 Haziran 1565 tarihinde ileri yaşına rağmen katıldığı Malta Kuşatması’nda şehit oluyor, cenazesi Trablusgarp’a (Libya) götürülüp gömülüyor. Bu bilgiler Turgut Reis’in gerçek hayatına dair bilgilerdir. Menkıbevi hayatı ise bazı kuşatma ve fetihler esnasında etrafında oluşan hikâyelerden oluşuyor. Bu tarz menkıbevi hikâyeler hem Turgut Reis’in yaşadığı döneme yakın eserlerde kayda geçmiş hem de sonraki dönemlerde kaydedilmiş. Bu anlatıların günümüzde de soyundan gelen insanlar tarafından aktarıldığını biz kaydettik. Örneğin Osmanlı tarihçilerinden başta Solakzade olmak üzere Peçevi, Kâtip Çelebi, Mehmet Süreyya gibi şahısların kaleme aldıkları eserlerde Cerbe adası kuşatmasında Turgut Reis’in düşmanların elinden nasıl kurtulduğu menkıbevi olarak anlatılıyor. Kâtip Çelebi’nin “Tuhfetü’l-Kibar Fi Esrari’l-Bihar” adlı eserine aldığı bu hikâye şöyledir:
“Turgut Bey levent kaptanı iken yedi sekiz parça gemisiyle Cerbe Adası’nda ve Kantara Limanı’nda yatıp gemilerini yağlarken kâfir kaptanlardan Çağala ve Venedik kaptanı yüz elli parça gemiyle gelip o limanın boğazını kuşattılar. Tamam, azığı tükenip zebun olduğu zamanda kendilerini ve gemilerini alırız diye sevinç ve kıvançla oturdular. Hatta Ceneviz’e mektuplar yazıp ‘Evimize barkımıza ateşler salıp yıkan levent kaptanı Turgut’u gemileriyle tutarak aldık’ diye haber göndermişlerdi. Ve nice beyzadeler gemi donatıp varalım seyredelim diye Cerbe’ye doğru yola çıkmışlardı. Turgut Kaptan da hakka tevekkül edip Allah’ın hikmeti o yörede bir ırmak var ki ayağı denize akar, o ırmak üzerinden bir sandal yürüyebilir. Hemen levent ve forsa koyup limandan o ırmağa yol kestirmeğe düşmüş. İki mil kadar yeri kesip o sudan gemilerini denize geçirmişti. Kıyıda bir kurulmuş çadır alıkoymuş. Kâfirler görünce Turgut içindedir, demişlerdi. Kaptan o sudan denize altmış mil yerde bir limana girmiş, gemilerin kalanını da yağlamıştı ve denize çıkmıştı. Yolunda onu seyre gelen beyzadelere sataşıp almıştı. Bundan sonra kâfirler ‘Elbette Turgut büyü bilir, kuru yerde gemiler yürütür’ deyip şaşıp kalmışlardı.” O dönemde bu tarz birkaç öykü kayda geçmiş ancak Bodrum’un Turgut Reis beldesinde onun soyundan gelenler bugün de Turgut Reis hakkındaki bu hikâyeyi anlatmaya devam ediyor. Bununla birlikte bu insanlar tarafından ona dair başka öyküler de söyleniyor, onun adıyla efsaneleşen yer adları bulunuyor. Mesela eski adı Akçaalan olan Turgut Reis beldesi hakkında ilginç bir efsane vardır. Efsanede Akçaalan coğrafî adının nasıl ortaya çıktığı anlatılır. Bunun haricinde aynı ailenin Sarı Nine dedikleri büyükanneleri de Turgut Reis’e dair bazı hikayeleri kendilerine aktarmış ve bugün de bunlar nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. Ayrıca Avrupa halk edebiyatında, özellikle de İspanyollar arasında, Turgut Reis’in seferlerine dair hikâyeler onların romanlarına kadar yansımış. Bu anlamda İspanyolların meşhur roman yazarı Miguel de Cervantes Saavedra’nın bir eserinde ondan olumsuz bahsetmesi de söz konusu menkıbevi hayatına dâhil edilecek türden bilgileri ihtiva ediyor.
Peki Malta’da Turgut Reis Nasıl Biliniyor?
Malta Kuşatması’nı konu edinen kaynakların kahir ekseriyeti Turgut Reis’ten bahseder zira yaklaşık 5 aylık uzun bir kuşatmadan sonra Osmanlı Devleti tarafından Malta’nın alınamaması sadece Maltalılar için değil tüm Batı için sıra dışı bir hadise oldu ve tarihin seyri değişti. Nitekim Avrupalı tarihçi ve yazarlar tarafından bu hadise “Great Siege1565” (Büyük Kuşatma 1565) olarak adlandırıldı. Bu olay neticesinde Maltalı kimliği yanı sıra Malta Devleti inşa oldu ama aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Avrupa fütuhatı da yavaşladı. Bir yıl sonra 1566’da Zigetvar Savaşı kazanıldı ancak 1689’da bu kale Osmanlıların elinden tekrar çıkınca artık Avrupa’da ilerleme tamamen durdu ve Osmanlı için bir geri çekilme süreci başladı. Bundan ötürü Malta Kuşatması hem Türk hem de Avrupa tarihinde çok önemli bir tarihî hadisedir. Onun için de Malta Kuşatması’nı anlatan ve aynı zamanda Turgut Reis’in kuşatmadaki rolü ve etkisini konu edinen kurguya dayalı romanlar var. Tabi burada bir iki hususu belirtmekte fayda var. 1565 yılında Osmanlıların gerçekleştirdiği Malta Kuşatması Avrupa tarihinde özellikle Hıristiyanlık âlemi açısından bir dönüm noktasıdır. Bundan mütevellit pek çok eser bu tarihî hadiseyi çeşitli edebî türlere konu yapıyor. Bunların başında ise tarihî romanlar geliyor. Bu manada kurguya dayalı romanlarda, 1565 yılındaki Osmanlı Devleti’nin Malta kuşatmasını anlatılıyor. Bu romanların içinde özellikle Turgut Reis’ten bahsedildiğini söylemem lazım. Bunların arasında Maltalı olmayan başka Avrupalı yazarların da bulunduğunu belirtmem gerekiyor. Algı oluşturma noktasında romanların çok etkili olduğunu söyleyelim.
Bu algının kuşatmadan hemen sonra yazılan İtalyanca bir destansı şiire yansıdığını mutlaka belirtmem gerekir. 16 sayfadan oluşan bu eser orta dönem İtalyancası ile yazılmış. Bu destansı şiir,o dönem Avrupalılar için bir destan mahiyetinde olup, halk edebiyatında buna tarihî türkü diyoruz. Dönemin olaylarına şahit olan destansı şiirin yazarı AntonioPuglieseadlı şahıs Sicilyalı olup,şiirinin pek çok dörtlüğünde Turgut Reis’ten bahsediyor. Şair Antonio Pugliese, Malta’nın kurtuluşunu Haçlıların İnebahtı zaferinin habercisi olarak değerlendiriyor. Turgut Reis ve Malta kuşatmasına dair algıya dayalı başka ürünler de Malta’da dikkat çekiyor. Mesela müzeler ve sinevizyon gösterileri çok yoğun kullanılıyor. Bu tarihî hadise algı oluşturmada müzeler aracılığıyla yoğun şekilde işleniyor ve “Malta Kuşatması” aynı zamanda bir kültür turizmi aracı olarak kullanılıyor. Örneğin bu müzelerin en önemlisi Osmanlı’nın kuşatmayı başlattığı St. Elmo Kalesi’dir. Bu kale, kuşatmanın ana merkezini oluşturmuş ve Turgut Reis’in hayatı da dâhil olmak üzere binlerce yaşama mal olmuş. Malta Devleti ise bunu bir onur ve gurur kaynağı olarak özellikle Batı’ya pazarlıyor. Girişi ücretli olan ve müzeye dönüştürülen St. Elmo Kalesi aynı zamanda Malta’nın somut tarihinin bir belgesidir. Burada Malta tarihinin bütün aşamalarını anlatan uzun labirentler şeklinde koridorlar bulunuyor. Toplamda 6 salondan oluşan bu koridorların dördüncüsü Osmanlıların 1565 Malta Kuşatmasına ayrılmış ve burası özel bir bölümü ihtiva etmiş. Özellikle bu müzede çok büyük bir ekran vasıtasıyla 1565 kuşatmasını anlatan bir sinevizyon gösterisinde Turgut Reis’ten hassaten bahsediliyor.
Bu müzelerin bir başka örneğini ise tarihî bir şehir olan ve Medine anlamına gelen Mdina şehri oluşturuyor. Bu kent müzesinde öncelikle Mdina şehrinin kuruluşu ve Malta’nın ortaya çıkışı aşamalı biçimde anlatılıyor. Daha sonra 1565 kuşatması detaylı şekilde aktarılıyor. Elbette daha sonraki dönemlerde -mesela Napolyon’un burayı kuşatması ve ikinci dünya savaşı gibi olaylar- bu müzede canlandırılıyor ancak bu kısımlar 1565 kuşatması kadar detaylı değil. Hatta Malta tarihinin hiçbir dönemi bu kadar detaylı şekilde sunulmuyor. Bu tarihî hadiseler ise yine büyük bir beyaz perdeye aktarılan sinevizyon gösterimiyle yapılıyor. Kısaca tarih, kültür turizmine dönüştürülüyor. Aynı müzenin başka bir binasında ise Malta Şövalyeleri konu ediniliyor ve bunların özellikle 1565 kuşatmasında Osmanlı’ya karşı kazandığı başarılar abartılarak anlatılıyor. Müzelerin içinde ayrıca o döneme ait top, tüfek, kılıç, kalkan gibi çok sayıda savaş silahı da sergileniyor. O dönemin öne çıkan şahsiyetlerin balmumundan yapılmış modelleri ise canlı birer insan görüntüsü veriyor. Bunların arasında Turgut Reis’in başından yaralandığı sahnede balmumu şeklinde müzede bulunuyor. Malta’da konuştuğum kırka yakın kişi de Turgut Reis ve Malta kuşatması hakkında bilgi verdi. Bunların çoğu Turgut Reis’e bir yandan hayranlık duyarken bir yandan da korkuyla bahsettiler. Onu büyük bir komutan olarak görüyorlar. Yani Turgut Reis’in bugün de Maltalılar üzerinde ciddi bir etkisi var. Mesela onlar arasında şöyle bir halk inanışı var: “Güneşli havada yağmur yağarsa bu, bir Türk’ün doğduğu anlamına geliyor”. Bu söz boşuna ortaya çıkmamış. Bunun en önemli sebeplerinden biri Osmanlıların Malta’yı kuşatmalarıysa diğeri de Turgut Reis’in tüm Akdeniz ve Adriyatik’te sahip olduğu şanlı namıdır. Zira Turgut Reis’in bu coğrafyalarda neredeyse sefer yapmadığı, ganimet almadığı, ayak basmadığı bir kıyı kenti kalmamış. Onun için Tunus ve Cezayir’den İspanya ve Fransa’ya kadar ünü yayılan ve Hıristiyan dünyasının karabasanı olan Turgut Reis Avrupalılarda olduğu gibi Maltalılarda da müthiş bir korku hissi uyandırmış. Maltalılar şu son zamanlara kadar bile küçük çocuklarını başkentleri olan Valetta’nın göbeğine diktikleri ve adına “Dragut”(Turgut) dedikleri bir zenci heykeliyle korkutup tedip etmişler. Bu manada Turgut Reis’in adı hâlâ Avrupa’nın her bölgesinde biliniyor ama Malta’da hiç unutulmayacağa benziyor.
 
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

  • Eğitim
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Çankırı.
  • Siyaset
  • Spor
  • Dünya
  • İlçeler
  • Bölgesel

Sayfalar

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku