• Diğer

Yazar

arslankralkral1968@gmail.com

5 makale bulunmakatadır

Orta doğuda, neler oluyor…

Orta doğuda, neler oluyor… Değerli okurlarım; Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Suriye’de oynanan oyunu satranç tahtasına koydum. Taşlarımla hamleler yapıyorum, inanın vezir, kale, at, fil hele- hele şah bile kaçtı sadece tahtada kala- kala garibim piyonlar kaldı. Onlarda nereye sardıracaklarını ne yapacaklarını kimi yiyeceklerini şaşırdılar.

22:27 - 14 Şubat 2020

+A

-A

Okunma: 8188

Orta doğuda, neler oluyor…
Değerli  okurlarım;
Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 
Suriye’de oynanan  oyunu satranç tahtasına koydum.  Taşlarımla hamleler yapıyorum, inanın vezir, kale, at,  fil  hele- hele şah bile kaçtı sadece tahtada kala-  kala  garibim piyonlar kaldı. Onlarda nereye sardıracaklarını ne yapacaklarını kimi yiyeceklerini şaşırdılar.
Peki dostlar, Suriye’de  mesele ne sonuçları ne olacak.? Bu konuyu üç başlık altında ele almakta yarar görüyorum.
1.Siyasal sonuçlar;
 Bu konuda ahkam kesen televizyonlarda boy gösteren değerli akademisyenleri saatlerce dinleyin . Tamamda ne olacak sorusuna sonuç alamazsınız.
Çünkü,  gerçekleri hep saklarlar, sanırsınız ki bütün günlerini, saatlerini çatışmalarının bulunduğu bölgede geçiriyorlar.
Dostlarım, Rusya,  Amerika ve diğer Avrupalı  devletler yıllarca edindikleri tecrübeye göre;
Türklerin; 36 yıl boyunca binlerce şehit vermesine rağmen Irakta, Suriye’de ve hatta İran’da yuvalanan teröristleri besleyen, onlara silah, teçhizat sağlayan, suyun başındaki  bu üç devletle savaşmayı göze almadığını gördü.
Bu hain devletler haçlı zihniyetini hortlatarak son hamlesini Suriye’de uyguluyor.
Oyun şu; Türk Devleti Suriye’yi ilhak eder mi? (İstese 24 saat sürmez.). Onlara göre hayır.
Öyleyse kurdukları bu oyunu biraz daha açalım.
Suriye’yi Irakta yaptıkları gibi en az üçlü paçaya bölmek,  bölgedeki halkı yıldırma politikaları ile göçe zorlamak bu sayede savaşmadan kendilerine sadık tek düze halka doğru yol almak.
Oluşturdukları bu kesim, ileriki dönemde İsrail ile birleştirerek, Hıristiyan ve Müslümanlar karşısında Yahudiliği dünya üzerinde güçlü kılacak politikalar izlemek.  En az 100 yıllık planları bu.
Peki gelinen noktada Türkiye  bunun neresinde ;
Türkiye eğer akıllıca şimdi müdahale etmezse,  20-50  yıl aralığında vatanına bu kadar etnik ayrışmaya birde Araplar’ı da ilave edecektir.
İnanın , 50 yıl sonra bu devleti bizler Araplarla kurduk noktasına geleceğiz.
Bir çok ilde milletvekilleri, Belediye başkanları ve hatta muhtar bile  çıkaracaklardır.  
Türkiye’ye ilhak eden ve bizlerle kalan Suriye’li ler, şimdi Suriye’de yapmadıkları kahramanlıkları,  50 yıl sonra bizlerin üzerinde uygulamaya başlayacaklardır.
Şimdiden Suriyeli çocuklar ‘’burası bizim vatanımız, asıl siz gideceksiniz,, demeye başlamadı mı?.
Türkiye’nin şimdi yaşadığı olaylar tam bir beka sorunudur.
Bu saatten sonra; Suriye’de taşlar yerine oturur,  halkı,  tekrar demokratik bir şekilde o coğrafyada yaşar mı, hayır.?
Öyle ise Türkiye gerekirse savaşı göze almalıdır. Sayın Devlet Bahçeli’nin 11 Şubat 2020 tarihinde sarf ettiği o sözlere kulak vermelidir. ‘’ Gerekirse Şam’ı yerle bir edelim.’’
2. Ekonomik sonuçlar;
Yukarıda açıklamaya çalıştığımım beka sorununa ilave olarak ikinci bir konu Türkiye’yi ekonomik olarak zaafa uğratmak.
Toplumumuzda son dönemde kullanılan bir söz var,’’ Açıma, yoksa acınacak hale düşersin’’.
Kendi halkımız ekonomik krizlerle inim-inim inlerken, sırf Müslüman oldukları için mi yardım etmeye devam edeceğiz.
 Acaba gelenler Hıristiyan olsa idi bu kadar duyarlı olunacak mıydı?. Tabi ki hayır.
Değerli dostlar ; örnek olması için sizlere küçük bir hikaye anlatmak istiyorum.
İç Anadolu’nun  bir ilçesinde fakir olarak yaşayan,  aldığı maaşı yetmeyen,  velhasıl sıkıntı içerinde, zar zor bulduğu  işene gitmekte olan Ahmet Bey,  yolda  yürürken, diğer kaldırımda ağlamakta olan 18-20 yaşlarında bir erkek çocuğu görür.
Çocuk bitkin bir vaziyette kaldırıma oturmuş, ağlamakta ve Ahmet’e aç olduğunu,  günlerdir bir şey yemediğini söylemektedir. Ahmet hemen elini cebine atar hiç parası yoktur.
Bir an önce oradan uzaklaşmak ister ama çocuk bacağına sarılır ne olursun bana ekmek ver der.
Ahmet bu durum karşısında ne yapacağını şaşırır. Hemen yanı başında bulunan markete gider,  market sahibine bir bakar bir daha bakar o esnada içeride bulunan bir kişi veresiye bir şeyler ister, market sahibi ise tereddütsüz  onu kovar. Ahmet baka kalır.
Ahmet şimdi ne yapacaktır. Bir tarafta aç çocuk bir tarafta gururu.  Sonunda Ahmet ekmeği gizlice alıp montunun  içerisine gizler ve marketten çıkar. Doğruca çocuğun yanına gider ve o ekmeği çocuğa yedirir.
Sorum şu sizce Ahmet Bey sevap mı işledi yoksa, günah mı. ?
Ahmet market sahibinin,eşinin veya çocuklarının  rızkını çaldı.mı.?  veya bulduğu çözüm yolu doğru mudur?
Halktan toplanan vergilerle oluşturulan bütçeden,  sınırsızca yardım adı altında harcama yapan devlet yöneticilerin anlaması gereken konu tam da bu.
Yardım yapılmayacak mı tabi ki yapılacak adı üstünde yardım,  gönüllülük esasına göre olur.
Madem ki,  Müslüman’ız o zaman acilen,  Zekat ve Yardım  Bakanlığı kurulsun. Tüm yardım dernekleri ve vakıfları bu çatı altına toplansın.
Devlet eliyle, gerekirse ABD’ye bile yardım edin . kimsenin sesi çıkmaz.
3. Dinsel sonuçlar;
Suriye meselesinde taraf olan devletlerin dinsel yapısı aşağıda verilmiştir.
1.Rusya'da din, çeşitliliği;
 Rusya; 1997 tarihli yasayla, Hıristiyanlığı, İslam'ı, Budizm’i ve Yahudiliği Rus tarihinde önemli kılmıştır. 
Rusya, bugün dört resmi geleneksel dini; Ortodoks Hıristiyanlık, İslam, Yahudilik ve Budizm’i tanımaktadır.
2. Amerika Birleşik Devletleri'nde din çeşitliği;
ABD’de nüfusun;  %73 Hıristiyan,  %19.6 ateist ya da hiçbir dine bağlı olmayan, %1.7 Musevi, İslam vs.
3. Türkiye’de din çeşitliliği;
Türkiye'deki Müslümanlar, nüfusun yaklaşık %90'sini oluşturmaktadır. Müslümanların %70'ini Sünniler oluştururken, Alevi kesimin genel nüfusu oranı %20 civarındadır. Diğer dinler ve inanmayanlar ise %10 dur.
4. Suriye’de din çeşitliliği;
Suriye nüfusu yaklaşık 23 milyondur. Nüfusunun takriben, %70'i Sünni, %13'ü Alevi, %11'i Hıristiyan, %3'ü Dürzi, %1'i İsmail'i mezhebine mensup.
100 bin Ermeni, az miktarda Yahudi ve Yezidi topluluğu vardır.
Suriye’nin etkin yapısı; % 77-83 Arap ,% 7-8 Kürt ,% 5-6 Türk ,% 2 Ermeni,% 1 Çerkes,% 1 diğer, ayrıca Filistinli ve Iraklı mülteciler.
Yukarıda  çeşitli yapılan araştırmalardan alıntı yaptığım din çeşitliği göz önüne alındığında aslında ,dinler savaşı olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.
 
Senin dinin iyi, benim dinim iyi, sarmalında; Yüce Allahın  yarattığı en değerli varlık olan  insan ikinci plana itilmiş durumdadır.
 
İşin esasında mesele; Müslümanlık, Hıristiyanlık vs. din kardeşliği değil , İnsanlık kardeşliğidir.
Biz birbirimizi insan olmamız nedeniyle seveceğiz ve saygı duyacağız.
Böyle olursa din üzerinden siyaset oluşturan sözde siyasetçilere fırsat vermeyiz.
Her şeyin gönlünüzce olması dileğimle……

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku