• Diğer

Yazar

tercumangazetesi@hotmail.com

78 makale bulunmakatadır

Murat Koca Şiirinde Genel Durum

Çayasad kurulduktan ve sohbetlere başladıktan sonra sessiz sedasız bir şair katılmıştı aramıza. Uzun süre hiçbir söze karışmadığı gibi yazıyorum, çiziyorum da demiyor suskun tavrını sürdürüyor ve kendisine teklif edilince de “dinlemeyi ve sohbetinizi seviyorum” diyordu.

16:08 - 24 Mayıs 2019

+A

-A

Okunma: 53

Murat Koca Şiirinde Genel Durum
 
Sadık Softa
 
Çayasad kurulduktan ve sohbetlere başladıktan sonra sessiz sedasız bir şair katılmıştı
aramıza. Uzun süre hiçbir söze karışmadığı gibi yazıyorum, çiziyorum da demiyor suskun
tavrını sürdürüyor ve kendisine teklif edilince de “dinlemeyi ve sohbetinizi seviyorum”
diyordu. Bu durum o kadar uzun sürdü ki, her halde benim gibi Çayasad’daki diğer arkadaşlar
da meraklanıp sabırsızlandıkları olmuştur.
İlerleyen zaman dilimi içerisine yavaş yavaş Murat Koca’yı tanımaya başladığımızda
çok yönlü ve üretken birisi olarak gördük. O sessiz ve sakin duruşun arkasında bitmez bir
enerji vardı ve denemeler, şiirler dökülüyordu kaleminden, en son olarak da bildiğim
kadarıyla bir roman denemesi vardı. Çayasad’da şiirleriyle tanıdığımız Murat Koca, daha
sonra sohbet toplantılarında zaman zaman şiirlerinden numuneler sunmaya başlamıştı.
Murat Koca’nın şiirlerine bakıldığında zengin bir konu işleyişine tanık oluyorsunuz.
Şiirlerinin genel özelliği olarak ise, nereden başlayıp nereye uzanacağını kestirmek güç.
İmgelerle dolu olan şiirleri duygu, düşünce ve hayallerin oluşturduğu zengin bir dünyası
vardır. Anlam derinliği içinde şu andan başlayarak tarihin derinliklerine göndermelerde
bulunur, o zengin dünyası içerisinde şiirin genel yapısına uygun bir coğrafyada ve duygu
harmanı içerisinde gezinirsiniz. Kelimelerin ihtişamını şiirin göz kamaştırıcı ve hatta sizi
şaşırtan bir düşünce harmanında bulursunuz kendinizi.
“Buz mavisi tuvalde kulaç kulaç gözlerim uzar
Sonsuzluğun görünen resmi mağrur
Ne vakit değiverse birbirine kirpiklerim
Dimağıma bin tonluk hayretle vurur”
Sonsuzluğun “buz mavisi tuval”inde gözlerini, yani bakış ve muhayyilesini harekete
geçirerek “sonsuzluğun görünen resmi” olarak gören şair, bu “mağrur” görüntü karşısında
gözlerini kapatarak büyüklüğünü ve ihtişamını görmeye çalışır, kendince görürde;
“Ne vakit değse birbirine kirpiklerim
Dimağıma bin tonluk hayretler vurur”
Diyerek sonsuzluğun ihtişamını muhayyilesinde arar ve bu durum karşısında duygu ve
düşüncelerini zorlayarak ağırlığını hissettiği gibi hayret etmekten de kendini alamaz.
“Dalga sesine karışan mısmıl çıngıraklar
Bakir kumlarda toynak izleri
Beyaz kanatlardan yankılanan özgürlük sesleri
Her dem dört ahenkli vakit çatılı göğsümde
Mavi yeşil ve kara
Bu kadar ulaşılmaz, bu kadar ulu
Ne olabilir Tanrının gözyaşlarından başka.”
Şairin dalga dalga yayılan sesleri “mısmıl çıngıraklar”a benzetmesi, “bakir kumlarda
toynak izleri” ve “Beyaz kanatlardan yankılanan özgürlük sesleri” söylemi ile “Her dem dört
ahenkli vakit çatılı göğsümde / Mavi yeşil ve kara” mısraları, şehitleri ve dört halifeyi
hatırlatarak (dört ahenkli vakit), hem zamana ve hem de yaşananlara bir göndermede
bulunmaktadır. Öte yandan “Mavi yeşil ve kara” renklerin sıralanmasıyla hem tasavvufi ve
kültürel geleneklere vurgu yapıyor, hem de başta söylediği sonsuzluğun paletini oluşturarak
bu renklerden kâinattın renk cümbüşünü verdiği gibi, İslam inanç sistemi içerisindeki murat =
 
mavi, kutsiyet = yeşil ve asaletin yanında hüznü de simgeleyen siyahı belli bir derinlikte
vermektedir.
Elleriyle yüreğime dokunurken üçüncü vakit
Narçiçeği bir andır tüm bedenimle teneffüs ettiğim
Her kapanışında gözlerim istemsiz
Saliselik ayrılıkların vehmi sarar
Hüzzam tonda vurur kayalara bu sefer benim için dalgalar.”
Zamanın en kısa anlarından birinde ayrılık vehmi saran şair, gözlerin o istem dışı
olarak anlık kapanıp açılışındaki zaman aralığında yaşadığı hüzünlü hallerin, bir kayaya anlık
vurup geri dönen dalgalarla somutlaştırarak sunulması da yine kendi içindeki fırtınaların
gelgitlerinden başka bir şey değildir.
Murat Koca’nın kendine has bir yazım dili ve kendine has orijinal bir söyleyişi vardır.
Çağdaş Türk şiiri içinde bu özellikleri ile kendine rahatça yer bulacak bir durum gösteren şair,
gelecek vaat etmektedir.
Murat Koca, son dönem Çankırı’nın yetiştirdiği genç şairlerdendir ve henüz yolun
başında sayılır. Onun henüz yayınlanmış bir kitabı yoktur ama birkaç kitaba yetecek boyutta
şiirleri vardır. Bunları bir kitapta toplamayı henüz erken bulan şair, şiirde henüz kendi
mecrasını bulduğunu düşünmüyor, onun için de –kendi deyimiyle- şiir arayışlarını
sürdürüyor. Bunu yaparken de çok üretken bir durum sergiliyor. İşte Murat Koca’nın bana en
son ulaşan şiiri:
Akşama beş kalasındayım vaktin
İnce ince eliyor bulutları görünmez tulumbacılar
Sigaramın dumanı sarmış gökler kurşuni
Ay, mevsim, yıl hepsi gittiğin anda duruyorlar.
Üzerinde kar serpili rüzgârlar göndermişsin
Nefes nefes ciğerimdesin artık buz gibi.
Azrail beyaz giymiş penceremden el eder
Ölüm yağar gecelerime sen gittin gideli.
Aylardan ocak günlerden herhangi biri
Her hangi akşamın kıyısındayım yine
Ayazın hatipliği kırbaç gibi
Uğuldayarak vuruyor adamın yüzüne yüzüne.
Anladım ki o efsunlu anlardan sıyrıldı zaman
Gidişine şahit olamadım diyemedim niçin
Bilirim ki beşeri bir rüyasın biraz gerçek
Biraz yalan
Şimdi yana yakıla yaşamak gerek
Aşk için.

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku