• Diğer

Yazar

nurierkenci@gmail.com

1 makale bulunmakatadır

KAYBETTİKLERİMİZ

Müslüman Anadan - Babadan, Müslüman bir memlekette doğduk Elhamdülillah. Aynı memlekette, aynı inançla hür yaşıyoruz lakin eskiye göre kaybettiklerimiz var. Hatırlamak gerekirse her sokak da bir küllük vardı. Küllüğe kışın sobanın külü dökülür, arada da evlerin çöpleri. Çöp dediğim de bütün şehrin çöpünü bir damperli kamyonla haftada birkaç kere, birkaç kürekli çöpçü alırdı.

12:42 - 14 Ocak 2019

+A

-A

Okunma: 312

Yerdeki çöpü alanı sadaka vermiş sayan dinin mensubuyuz. Temiz olmazsanız iyi bir amelde de bulunamazsanız. Dinimizi iyi bilmesek de iyi bir ailenin, iyi bir mahallenin, iyi bir şehrin içinde yaşadık. Yaşadıklarımızdan, gördüklerimizden öğrendiklerimiz oldu. Özetlersek; gelenek ve göreneklerimizi yaşadığımız çevrede öğrendik.
Gelişmiş ülkelerde ilk göze çarpan temiz bir çevre. Dinimizin ilk şartı olan temizlik maalesef bizde gözükmüyor. Gayrimüslim bir memlekete gittiğinizde hayranlıkla temiz bir çevreye sahip olmalarını seyrediyorsunuz. Halbuki bizim inancımızda “temizlik imandandır.”
Bize ne oldu da çöp üretmeyen bir toplumdan çöplüğe dönmüş bir topluma döndük? Nüfusumuz arttı!, çöpe sebep olacak ambalajlı ve kolay ulaşılabilen ürünler arttı! Gelir seviyemiz arttı! Hijyen arttı! Endüstriyel olarak çöp bertarafı arttı hatta çöpten para kazanmaya bile başladık! Uzatmak mümkün ama hiç birisi değil çünkü gelişmiş ülkeler bu konularda bizden daha hızlı gelişti.
Lafı uzatmadan çevremizi temiz tutulmalıyız, bunu belediye temizlik işleri değil de, çöp kaynağı olarak, çöpü üreten olarak kendimiz düzeltmeliyiz. Çevre derken sadece çöpü anlamakta büyük hata olur. Temizlik işlerinin sorumluluk sahasının dışında olanlar ne olacak? Hava, su, yeşil, dağ çevrenin içinde . Yaşadığımız yerdeki bütün unsurlarda çevrenin içerisinde olduğu için hepsine hassasiyet göstermemiz lazım.
Kentlerde bu işlere büyük finanslar ayrılmış hizmetler veriliyor, mahalli idarelerce çözülüyor. Ya hemen şehrimizin bitiminden başlayan, çocukluğumuzdan buyana elli yıldır her gelişimini ağaç dikimini gördüğümüz ormanı kim temizleyecek. Şehrin dışı kabul edilen dinlenmeye hava almaya gittiğimiz çevreyi kim temizleyecek. Dereler, ırmaklar, göletler, deniz, orman, dağ. “Piknik” diye bir kavram girdi hayatımıza. Aracın ulaşabildiği her yere çöpümüzü bıraktık geldik. Oralarda yaşayan bizim bıraktığımız artıklara hiçte alışık olmayan yaban hayatı nasıl etkilendi? Bu işin vebalini nasıl verebileceğiz bilemiyorum. Allah bize temizlikten sorarsa ne diyeceğiz bilemiyorum.
Problem büyük olsada çözümsüz değildir. Hemen evimizden başlayabiliriz. İsraftan, dolayısıyla çöp üretmeyi azaltarak, gördüğümüzü de yerden alıp ortadan kaldırarak başlayabiliriz.
Spor yapmaktan, hareket etmekten, bahsedecektim ama temiz bir çevre olmadan mümkün değil. Bir önceki yazımda yeni hizmete sunulan “Yürüyüş Yolu” ve Şehir Stadından bahsettim. Çok büyük nimetler ki hâlen stadı, tartan pisti kullanabilmemizi hayretle karşılıyorum. Yirmi yıl önce Çankırı’ya tartan pist yapılacağını, bizim kullanımımıza sunulacağını rüyamda görsem inanmazdım. Şimdi gerçek, istediğiniz saatte gidin yürüyün, koşun, müsabaka yoksa kimse bir şey demiyor. Devlet devletlik yapıyor da biz ne yapıyoruz? Pet şişe, sakız, tükürük, mendil…  Deve yolunda o kadar çöpü ne zaman atıyoruz! İnsan yediği nimetin içine çöp atar mı?  Biri bize kural koymadan, ceza kesmeden, kovmadan kendimizi düzeltelim ki kaybetmeden kıymetini bilelim. Bizden sonra gelenlerin hakkına daha fazla tecavüz etmeyelim.  Sağlıcakla kalın.

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku