• Diğer

Yazar

tercumangazetesi@hotmail.com

71 makale bulunmakatadır

ÇANKIRI’DA HALK İNANÇLARINDA DAĞ, TAŞ, AĞAÇ MOTİFİ VI

Türk mitolojisindeki bu ağaç da, tıpkı İslâmiyet’teki “Tuba ağacı” gibi; gökyüzünde ve cennette bulunuyordu. Fakat Türklerin bu ağacının, bir de sahibi vardı. Yakut efsanesi, ağacın bu sahibini de şöyle anlatıyordu:

10:01 - 15 Nisan 2019

+A

-A

Okunma: 64

ÇANKIRI’DA HALK İNANÇLARINDA DAĞ, TAŞ, AĞAÇ MOTİFİ VI

Türk mitolojisindeki bu ağaç da, tıpkı İslâmiyet’teki “Tuba ağacı” gibi; gökyüzünde ve cennette bulunuyordu. Fakat Türklerin bu ağacının, bir de sahibi vardı. Yakut efsanesi, ağacın bu sahibini de şöyle anlatıyordu:
 
            Bu kutsal ağacın da, var idi bir sahibi,
            Bir dişi Tanrı idi saçları da kar gibi!
 
            Kendisi ihtiyardı, göğsü de ap alaca!
            Görenler sanar idi, bir keklik gibi kırca!
 
            Memeleri büyüktü, aşağıya sarkardı!
            Uzaktan bakan kimse, iki tulum sanardı!
 
            Aslında ise ağaç, normal boydan küçüktü!
            Ana Tanrı gelince, ona göre büyürdü!
 
            Büyürken sesler çıkar, gürültüyle esnerdi,
            Bu sesler yavaş yavaş, gittikçe genişlerdi.
 
            Sibirya’nın, en kuzeyinde yaşayan ve yüzyıllar boyunca, hiçbir yabancı görmeyen Yakut Türklerinin bu efsanesinde de, ağacın sesler çıkardığı ve içinde de, bir “Ana-Tanrı”nın bulunduğu, açık olarak görülmektedir. Bazı Türk efsanelerine göre ise, bu “Ana-Tanrı”, zaman zaman ağaçtan çıkıyor ve göklerde geziniyordu. Bazı efsanelerde ise, bu Ana –Tanrı, denizin diplerinde yaşardı. Altay Türkleri bu Ana-Tanrı’ya “Ak-Ana” adını veriyorlardı. O’da bir yaratıcı idi. Yeri, göğü ve insanları yaratan Tanrı Ülgen’e, yaratma gücünü de o vermişti.”( Bahaeddin Ögel)
“Türk dünyasında, ziyaret dindarlığı ve kültürü bağlamında, mezarların yanı sıra bir takım "ağaç"lar da kutsiyetin merkezleri olarak görünmekte ve ziyarete konu olmakta; öte yandan, böylece kutsal kabul edilen ve çeşitli amaçlarla ziyaret edilerek bez-çaput bağlanıp dilekler tutulan ve bunların gerçekleşmesi için dualar edilen çalılar ya da ağaçların önemli bir kısmı ziyarete konu teşkil eden mezar motifi ile birleşip bütünleşmektedir. Mamafih, bu genel bir kural da değildir; zira, ziyaret yeri olan mezarlardan, türbelerden, yatırlardan yahut mezarlıklardan bağımsız olarak, bizzat ağaç unsurunun kutsal bilinip ziyaret edilmesinin de örnekleri mevcut olup; bunlar, tek bir çalı ya da ağaç olabildikleri gibi, üç, beş, yedi şeklindeki birtakım kutsal sayılarda toplanan kümeler halinde de tezahür edebilmektedir… Kendilerine kutsiyet izafe edilen bu ağaçlara cinsleri itibariyle göz atıldığında onların pelit, dağdağan, menengiç, kaysı, kara ağaç, ardıç, iğde, alıç, çalı, vb. olduklarını görülmekte ve genelde dikenli türler ön plana çıkmakta; öte yandan, bu ağaçların kutsal sayılmaları, onlarla ilgili bir takım yasakları da beraberinde getirmekte; böylece onların kesilmesi, yakılması ve hattâ yapraklarından dahi istifade edilmemesi gerekmektedir. Öte yandan, bu yasakların, bu ağaçlara konan av hayvanlarının avlanmasının yahut çevresinde avlanmanın yasaklanmasına kadar uzanmakta oluşu ilginçtir. Bu ağaçlardan faydalanmaya çalışan veya onların çevresinde avlananların gece rüyalarında korkutuldukları ve bu yolla ikaz edildikleri, hattâ bu işi yapmakta ısrar edenlerin çeşitli felâketlere maruz kaldıklarına inanılmakta; kutsal ağaçların meyveleri ancak şifa niyetiyle yenebilmektedir.”( Ünver Günay)
Devamı var.
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku