• Diğer

Eğitim

Ali Odabaş, ÇAKÜ Öğrencileriyle Buluştu

58’inci Kütüphane Haftası münasebetiyle, Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından bir dizi etkinlik düzenlendi. Bu etkinlikler kapsamında, haftanın önemine binaen bir söyleşi gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ali Odabaş konuşmasında, yakın süreçte kütüphanecilikteki yeni gelişmeler ve devlet tarafından kütüphanelere yapılan yatırımlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

3 Nisan 2022 14:41
-A

+A

Ali Odabaş, ÇAKÜ Öğrencileriyle Buluştu
 
58’inci Kütüphane Haftası münasebetiyle, Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından bir dizi etkinlik düzenlendi. Bu etkinlikler kapsamında, haftanın önemine binaen bir söyleşi gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ali Odabaş konuşmasında, yakın süreçte kütüphanecilikteki yeni gelişmeler ve devlet tarafından kütüphanelere yapılan yatırımlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. ÇAKÜ Merkezi Kütüphane Binasında gerçekleştirilen söyleşiye; Rektör Prof. Dr. Harun Çiftçi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Odabaş, İslami İlimler Fakültesi Dekanı ve Türkiyat Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdulselam Arvas, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Coşkun Polat,  Çankırı İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, ÇAKÜ Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Doç. Dr. Kasım Binici ile çok sayıda personel ve öğrenci katıldı. Konuşmasına kendini ve görevini tanıtarak başlayan Ali Odabaş, konuşmasının devamında ise Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün görevlerini, genel yapısını ve misyonunu anlattı. Müdürlüğün, isminde kütüphane geçen devletteki tek genel müdürlük olduğunu ifade eden Ali Odabaş, son yıllarda kütüphanecilik ile ilgili gelişmeler ve ülkemizdeki kütüphaneciliğin durumu hakkında bilgiler vererek pek çok alanda olduğu gibi kütüphanecilikte de bir değişim ve dönüşümün yaşadığını belirtti. 
 
Kütüphanelerin kullanım amaçları ve mevcut durumlarından da bahseden Ali Odabaş, kütüphanelerin çok farklı kullanım amaçlarının gelişmeye başladığını ifade ederek özellikle Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin bu duruma gösterilebilecek güzel bir örnek olduğunu dile getirdi. Bu kütüphaneye, kitap okuma dışında da binlerce kişinin ziyaret ettiğini vurgulayan Ali Odabaş, kütüphanelere insanları çekebilme ve cazibesini arttırma konusunda benzer çalışmaların tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yürütüldüğünü belirtti. Kütüphanelerin, alışveriş merkezleri gibi mekânlara alternatif olması noktasında bu tarz bir konsept değişikliğine gidildiğini ifade eden Odabaş, insanları kütüphanelere çekebilmek adına, vakit geçirebilecekleri sosyal alanlar oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.  Bu yeni yaklaşımın, “yaşayan kütüphane konsepti” olarak da adlandırıldığını dile getiren Odabaş, bu anlamda kütüphanelerin insanların üçüncü mekânları olabilecek şekilde yeniden dizayn edilmeye başladığını bazı örneklerle anlattı. Özellikle halk kütüphanelerinde bu konsepte uygun bazı çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Odabaş, Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi bu konuda Çankırı’da da bir çalışma yürüttüklerini sözlerine ekledi. Yeni gelişen bu farklı kütüphane türleri üzerine Müdürlüğün de önemli çalışmalar yaptığına değinen Odabaş, bu türlerden biri olan bebek kütüphanelerini örnek göstererek “Bebek kütüphaneleri konusunda bizim de bazı tereddütlerimiz vardı. Acaba kütüphaneler bir kreşe mi döner diye düşünmüştük. Fakat şimdi görüyoruz ki bu kütüphanelerin açılması çok faydalı ve güzel oldu. Ayrıca, bebek kütüphaneleri için çok iyi geri dönüşler de almaktayız ve bu kütüphanelerin açılması için bize yoğun bir talep var. Belediyelerle işbirliği içerisinde bu kütüphaneleri açmaya devam ediyoruz. Her açan bir tane daha açalım diyor.” dedi.  
 
Konuşmasında, Türkiye'de doğru bilinen bazı yanlışların olduğunun altını çizen Ali Odabaş, bunlardan bir tanesinin de gençlerin okumadığı yönünde olduğunu dile getirdi. Doğru bilgiye ulaşmanın çok önemli olduğunu, internet ortamında fazlasıyla kirli bilginin dolaştığını ifade eden Ali Odabaş, bu kirli bilgilerden birinin de Türkiye’de okuma oranı üzerine olduğunu belirterek “İnternette Türkiye’deki okuma oranlarına baktığınızda önünüze çok yanlış bazı rakamlar gelmektedir. Bu mecralarda, dünyanın diğer bazı ülkelerinde okuma oranları istatistik olarak çok yüksek, Türkiye’de ise çok düşük gibi yanlış bir algı oluşturuluyor. Bu, maalesef doğru zannedilen yanlış bir bilgidir. Türklerin okuma oranı gayet yüksektir.” dedi. Konuşmasının devamında, rakamlarla Türkiye'deki okuma oranın böyle olmadığını ve özellikle gençlerin daha fazla okuduğunu aktaran Odabaş, cinsiyetlere ve yaşlara göre Türkiye’deki okuma oranlarını, doğru istatiksel veriler ile paylaştı. Bu verilere bakıldığında, Türkiye'de gençlere okumuyor diyen yaş grubunun, gençlerden çok daha az okuduğunu belirten Odabaş “Ülkemizde 15-32 yaş arasında %78 olan kitap okuma oranı, 33-48 yaş arasında %57’ye düşüyor. Kendimin de içerisinde olduğu 49 yaş ve üstü olanlar için ise bu oran %45’e kadar düşüyor. Yani size okumuyorsunuz diyenler %45, siz ise %78 okuyorsunuz.” dedi. Türkiye’de kitap okuma oranlarını dünya ile kıyaslamasını da yapan Odabaş, Kitap okuma etkinliğini günlük aktivitelerinden bir olarak görme oranına bakıldığında, Türkiye’nin %10,2 oranıyla, Avrupa Birliği ülkeleri sıralamasına göre 8’inci sırada yer aldığını aktardı.  Söyleşide, kitap okuma oranlarının yükselmesine rağmen, kitapçıların kapanmaya başlamasının nedeninin sorulması üzerine, bunun da doğru bilinen bir yanlış olduğunu ifade eden Ali Odabaş, bu problemin sadece Türkiye için geçerli bir problem olmadığını, dünyanın ve esasen çağın bir problemi olduğunu belirtti. Odabaş, bu durumun ana sebebinin ise internet üzerinden yapılan kitap satışlarının artış göstermesi ve dijital kitapların yaygınlaşması olduğunu belirtti. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ali Odabaş’ın konuşmasını sonlandırmasının ardından konuşan ÇAKÜ Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi ise konuşmasında şu sözlere yer verdi: 
 
“Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu bu program vesilesiyle oluşan samimi ortamda, siz değerli öğrencilerimizle duygularınızı ve düşüncelerimizi paylaşma imkânı bulduk. Bu nedenle, öncelikli olarak başta Sayın Genel Müdürümüz Ali Odabaş olmak üzere, programda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Kütüphane haftasındayız ve dolayısıyla bir okuma, bir ilim haftasındayız. Bizim medeniyetimizin kodlarında her zaman ilime karşı bir susamışlık olmuştur. Öyle ki hicri ikinci asırda bizim medeniyetimizdeki okuma oranın tüm dünyadaki okuma oranından çok daha fazla olduğu söylenmektedir. Çünkü biz, oku emri ile muhatap olmuş ve bunu kendimize şiar edinmiş bir milletiz. İlim okumadan, okumak da kütüphaneler olmadan olmaz. Kütüphaneler bilgi kaynaklarının depolandığı yegâne yerlerdir. Tabi sadece bilgi deyip geçmemeliyiz. Önemli olan hadise doğru bilgiye ulaşmaktır. Doğru bilgiye ilaveten, bilgi kaynaklarımızın da özgün olması oldukça önemlidir. Çünkü bir meseleye özgünlük ve yenilik katılamadığı zaman, bunun dünya bilim literatüründe de bir yeri olamaz. İşte tam da burada, özgün bilgi üreterek geleceğe yatırım yapma noktasında kütüphaneler en önemli kaynaklarımızdır. Kütüphaneler bizim bilgi sermayelerimizdir. Ülkemizin nasıl yer altı ve üstü kaynakları varsa, kütüphanelerimiz de bilgi, dolayısıyla da ilim kaynaklarımızdır. Buralara yapılan yatırımlar, meyvelerini ileride çok net bir şekilde verecektir. Devletimizin kütüphaneler konusundaki yatırımları her geçen gün artmaktadır. Az önce Sayın Genel Müdürümüz Ali Bey’in de yaptığı konuşmadan sonra, pek çok konuda içim rahatladı ve kütüphanelerimizin emin ellerde olduğuna bir kez daha kanaat getirmiş oldum. Genel Müdürümüz bazı istatistikler verdi. Özellikle muhatabı üniversiteler, yani bizler olan bir konuya da değindi. Bu önemli konu gençlerimizin okuma oranıdır. Sürekli gençlik okumuyor deriz. Fakat istatistikler de gösteriyor ki bu durum aslında böyle değil. Gençlik okuyor, hem de fazlasıyla okuyor. Unutmamalıyız ki okuyan insan her zaman farklı düşünür ve çevresine farklı manalar arar, davranışlarında da bu okumuş olduğundan kaynaklı olgunlaşmayı muhakkak gösterir. Bunun neticesinde okuduğu bilgiyi belli aşamalardan geçirerek süzebiliyorsa, zamanla hikmet ehli insan da olmaya başlar. Bilgi, şuura ve idrake dönüştükten sonra olgunlaşmaya doğru bir dönüşüme uğrar ve hikmete dönüşür. Yani hikmet ehli insan olursunuz. Bu bakımdan kütüphanelerin, bilgi kaynaklarının önemini burada bir kez daha anlatmış olduk. Üniversitemizde bizden önceki yöneticilerimiz de çok değerli yatırımlar yapmış ve bizler de bunu sürdürme gayreti içerisindeyiz. Bu yatırımlardan biri de kütüphanemiz. Göreve geldikten sonra, alanında uzman hocalarımızı buraya odaklanmasını istedik. Sağ olsun onlar da bizi kırmadılar.  Aşağı yukarı bir yıllık yönetimimiz var ve bu bir yıllık dönemde en fazla değişen ve gelişen, bu gelişimle beraber de kendini iyileştiren birimimizin kütüphane olduğunu söyleyebilirim. Kütüphanemize olan yatırımlarımızı gün geçtikçe artırmaya devam ediyoruz. Gerek basılı eserler olsun, gerekse veri tabanı olsun, yatırımlarımız hız kesmeden devam ediyor. Bu doğrultuda, kütüphanemize güncel kitapları da eklemeye çalışıyor, hem öğrencilerimiz hem de hocalarımıza ihtiyaç duydukları ve eksik gördükleri kitapları temin etmeye çalışıyoruz. Amacımız, neslimizi kitapla daha fazla buluşturmak. Şu nu da unutmayın ki dünya ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin;  çay semaverde, ağaç ormanda, su kaynağında içildiğinde güzeldir. O nedenle okuma da basılı eserde olduğunda daha güzeldir. İlerleyen dönemlerde, dijital platformlarda yapılan okumalar sonucu, insanların gözleri başta olmak üzer, nörolojik anatomilerinde bazı olumsuz değişiklikler yaşanması, kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. İstenmeyen durumlar yaşanacaktır. Reflekslerde ve sinir iletimlerinde problemler olacaktır. Bir yanımın, aynı zamanda sağlıkçı olması hasebiyle de bu durumu daha net anlıyor ve dile getirebiliyorum. Kısaca, basılı eserlerden asla uzaklaşmamalıyız. Bu noktada biz de basılı eserlere olan yatırımlarımızı her geçen gün arttırmaya çalışıyoruz. Geleceği daha sağlam nesiller üzerine inşa etmek istiyorsak, kütüphanelerimizi zenginleştirmek zorundayız. Bunu yaparken de nitelikli kütüphaneler oluşturmalıyız. Doğru bilgiyi aktarmak zorundayız ve devlet kütüphanelerimizin bir misyonu da işte tam olarak budur. Bu kütüphanelerimiz, özellikle bilgi kirliliğinin yoğun olduğu bir dönemde, daha seçici davranarak insanları doğru bilgiyle buluşturma gibi önemli bir görevi ifa ediyorlar. Bu da bizim için çok önemli bir parametredir. Bugün burada konuşulanlar, inşallah daha sonrası için sizlere faydalı olmuştur. Yakaladığımız güzel sinerji ile hep birlikte daha güzel projelere imza atacağımızı düşünüyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” 
Rektör Çiftçi’nin, katılımlarından dolayı teşekkür plaketi ve Uluyazı Kampüsü’nde adına dikilmiş olan fidanın sertifikasını Genel Müdür Ali Odabaş’a takdim etmesiyle program sona erdi. Programın ardından ise 58. Kütüphane Haftası anısına Uluyazı Kampüsü’nde gerçekleştirilen ağaç dikim törenine geçildi. 
 
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

  • Eğitim
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Çankırı.
  • Siyaset
  • Spor
  • Dünya
  • İlçeler
  • Bölgesel

Sayfalar

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku