• Diğer

Kültür

‘Hayat Arkadaşı, Çiçekleri ve Radyosu’

Şehirleşme ile gelen modern hayat yapısı, en çok yaşlıları etkiliyor. Geniş aileler çekirdek aileye dönüşürken çocuklarının yanında yer bulamayan yaşlılar da çareyi huzurevlerine sığınmakta buluyor.

‘Hayat Arkadaşı, Çiçekleri ve Radyosu’

Okunma: 965

17 Haziran 2019 10:44
-A

+A

 
Huzurevinde ‘Buruk Babalar’ Günü
 
‘Hayat Arkadaşı, Çiçekleri ve Radyosu’
 
  Şehirleşme ile gelen modern hayat yapısı, en çok yaşlıları etkiliyor. Geniş aileler çekirdek aileye dönüşürken çocuklarının yanında yer bulamayan yaşlılar da çareyi huzurevlerine sığınmakta buluyor.
 
 Her biri ayrı bir hikâyeye sahip huzurevi sakinleri, bir ziyaretçi gelir umuduyla yakınlarının yollarını gözlüyor. Kiminin ise bekleyeceği bir yakını bile yok. Çankırılı Hayati Demirhan’da bunlardan birisi… Konuşmaya hasret kalan Hayati Amca, yanına yaklaşır yaklaşmaz başlıyor anlatmaya. Eşinden ayrılan Demirhan, 17 yıl önce Çankırı’da ki Huzurevine yerleşmiş, ilk yerleşenlerinden, hatta ev sahibi diyebiliriz. Gözleri görmediği ve yalnız yaşamak ona zor geldiği için kendi isteğiyle buraya yerleşmiş. “Evimi kiraya verdim, yalnızlık artık zor geldi, geldim buraya yerleştim” diyor ama mutlu bir ifade ile… Gözlerini 26 yaşında Behçet hastalığından kaybetmiş Hayati Amca ama gönül gözü herkesten daha da iyi görüyor.
 
Hayati Amca, Çankırı’da Ataol Behramoğlu ile sıra arkadaşlığı yapmış. Onunla ilgili anılarını gülümseyerek özlemle anlattı. Benim ziyaretime gelmedi diye de gülerek ufak bir serzenişte bulundu.
 
Kendisini ziyaretim karşısında ise beni kapıda karşılayıp, terliklerimi bile kenara hazırlamış, mutlu bir ses tonu ile koridordan adımla bana sesleniyor. Adının hakkını fazlası ile veren diri, canlı bir şekilde karşımda nazik bir beyefendi, babacan tavrıyla başlıyor benimle sohbet etmeye, şekerinden de ikram etmeyi unutmuyor. Babalar Günü özel röportajımız iltifatlarla başlıyor, kendisiyle…
 
-Hayati Amca, sizi okurlarımıza tanıtalım. Hayati Demirhan kimdir?
 
-Çankırı’nın Kurşunlu İlçesi’ndenim ama Çankırı’da doğup burada büyüdüm. 1941 yılının 26 Mayıs’ın da doğmuşum ama kimliğime babam 1942 olarak kaydettirmiş. Ortaokul ve lise öğrenimimi Çankırı’da tamamladım. 1960 yılında Devlet Demir Yolları bagaj gişesinde memur olarak başladım. Daha sonra askerliğimi öğretmen olarak yaptım. Şanslıymışım çok iyi bir köyde öğretmenlik yaptım. Başbakanlık Özlük ve Yazı İşleri Genel Müdürlüğü’nde Raportörlük yaptım, oradan da emekli oldum.
 
-Huzurevinde yaşamayı siz mi tercih ettiniz? Ne zamandır burada yaşıyorsunuz?
 
-Bir gün evde otururken kapı çaldı, kapıyı açtım. Gözüm görmediği için kim olduğunu bilemedim. İki tane genç kız ‘biz Huzurevi Yaptırma, Yaşatma Derneği’nden geliyoruz, bağış topluyoruz, Çankırı’ya huzurevi yapılacak’ dediler. Çıkardım o zamanki para ile 20 lira verdim. Almayız dediler, neden almıyorsunuz dedim. ‘Amca biz kağıt para almıyoruz’ dediler. Madeni para 5 lira verdim yine almadılar, ‘amca biz bir liradan fazla almıyoruz’ dediler. Sonra derneğin başkanını aradım, kendisiyle konuştum, yer talep ettim. Huzurevi yapılınca beni çağırdılar ve orda bir oda ayarlamışlar. O günden buyana burada yaşıyorum. Buranın ilk yerleşeni benim, benden eski kimse yok, 17 sene olacak. Oturduğum evlerde hiçbir zaman bu kadar süre kalmadım.
 
-Eşiniz ve çocuklarınız ne oldu desem? Kaç çocuğunuz var, onlarla görüşüyor musunuz?
 
- Eşimden ayrıldım. Başbakanlık Özlük ve Yazı İşleri Genel Müdürlüğü Raportörüydüm, eşimle ayrılınca, ben görmüyorum dedim işe gelip gitmemde zor ben emekliye ayrılacağım dedim. Ondan da bir tane çocuğum vardı, o da büyüdü. Kendisiyle görüşüyoruz, iki tane torunum var. Kızım çalışıyordu, çocuklar okuyordu, tatil zamanları geliyorlardı, çoğunlukla yanlarına ben gidiyordum.
 
-Evladınızdan, torunlarınızdan uzak yaşamak zor olmuyor mu? Evinizi, burada arıyor musunuz?
 
-Hayati Amca, espirili bir tavırla ‘kızımın adı da Özlem’ diyerek gülüyor. Tabi ki özlem oluyor ama uzak değil. Kızım da çalışıyor, torunlar okuyor. Benim onların yanında olmam, düşünüp taşındım, hiç doğru değil dedim. Benim için daha zor olacak diye düşündüm. Huzurevi de beni burada kalmam konusunda destekledi. Burada benden sonra dolmaya başladı, şuanda 94 kişiyiz burada.
-Bugün Babalar Günü, kızınız aradı mı ya da yanınıza özel günlerde geliyor mu? Kızınızla özel günleriniz nasıl geçerdi?
-Ben özel günleri diğer günlerden artık farklı bulmuyorum. Beni sıklıkla arıyorlar. Görüşmemiz oluyor. Ben yanlarında yakınlarında olsam bu kadar sıklıkla olur ancak. Önceden eşimle beraberken, kızım daha küçüktü, çok bir anımız olmadı. Eski günlere bakarsak o zamanla şimdi ki arasında bir farklılık yoktu. İnsanın eşiyle olması tabi ki farklı bir şey. Baktım böyle gitmiyor hayat, biraz hayata mı küstüm bilemiyorum. Bir daha da evlenmeyi düşünmedim. Korktum evlenmekten, aynı hayatı yaşamaktan.
-Burada günleriniz nasıl geçiyor?
Yaptığım burada yazın çiçek dikmek, onları yetiştirmek, onlarla konuşmak bana büyük destek oluyor. Çiçeklerimi seviyorum, onlarla konuşuyorum. Belki onlarda benimle konuşuyordur diyerek gülüyor ‘ama lisanlarımız farklı’ diyor. Abdestin de namazında biriyim. Vakit gelince namazımı kılıyorum. Eskiden makrome yapıyordum, makromede eskisi gibi hayat yok. Eğlenmek içinde yapsam da karşılığını alamıyorum. Yeteneğim de var şarkı söylüyorum. Eskiden Valilik Özel Korosu’nda şarkı söylüyordum. Öğrenciler ziyaretime geliyor, onlarla arkadaşlık yapıyorum. Onlara el marifetlerimi gösteriyorum.
 Size de gösteriyim diyor ve bana da yaptırmaya çalışıyor Hayati Amca… komik bir diyalog geçiyor aramızda… Ama yaptıklarını ne yazık ki ben yapamıyorum, ‘gerçekten marifetliymişsin Hayati Amca, en iyisi sen yapmaya devam et’ diyorum.(gülüyor)
Görmüyorum ama gönül gözüm açık herkese sevilen bir kişiyim. Şarkı söylemek hoşuma gidiyor ama 6 aydır hiç söylemiyorum. İçimden gelmiyor artık
-Eski neşenizi mi kaybettiniz yoksa diyorum?
-Kimse duymasın da diyerek yaşlandım galiba diyor ve gülüyor. Yaşım 78 ama hiçbir sıkıntım yok. Ama hayatımda baya bir sıkıntılarım oldu. Kalp, böbrek problemlerim oldu ama artık aldırmıyorum. Hayata küskün değilim. Şükretmeyi biliyorum. Bana iki öğrenci defter hediye etti. Gelen herkese ona benimle ilgili düşüncelerini yazdırıyorum. Okudukça onları mutlu oluyorum.
-Size de gösteriyim, sizde yazın diyerek, hemen gidip bana defterini getiriyor. Baktığımda hep neşesinden ve odasının güzelliğinden bahsedenler olmuş.
Ben hayattan hiç şikayet etmem. Rabbim öyle istemiş, deyip, kabullenirim. Çiçekler beni rahatlatıyor mesela. Belki onlara bakmam evlada olan özlemimden kaynaklanıyor. Onları sevip, konuşup vakit geçiriyorum.
-Okurlarımıza ve bizlere de bir öğüdü var Hayati Amcanın ‘yalan söylemeyin kesinlikle’ diyor ve ne söylemek istiyorsanız yüzüne söyleyin insanların arkasından asla konuşmayın diyerek. Herkese bizim aracılığımızla da sesleniyor. Hayati Amcaya güzel öğütleri ve sohbeti için çok teşekkür ediyorum. Beyefendiliğini, neşesini ve hayat enerjisini hiç kaybetmemesi, gülen yüzünün solmamasını diliyorum.

                                                                      HABER: ŞEYMA DURSUN


Haberin Galerisi
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000
çangırılı18 17 Haziran 2019 15:37

gerçekten çok güzel bir haber olmuş ''hayati amca sen çok yaşa emi''

Cevapla
HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku