• Diğer

Gündem

Hikâye Kumbarası’nın Hikayesi I Doğancan ÇUBUK – Tolgahan ÖZDERE

Biz iki eski dost, herkes için bir farkındalık yaratmak ve izleyenlerin ilham alacağı bir proje üzerinde kafa yorduk. Projemiz herkes için ulaşılabilir bir mecra olmalıydı. Zaten vaktimizin çoğunu harcadığımız bir ortam olan YouTube bu iş için en doğru adres oldu. Karar vermemiz gereken bir diğer konu da projemizin içeriği oldu. Bunun üzerinde bir süre düşündükten sonra en az beş, en çok on beş dakikalık insan hikâyeleri olması gerektiğine karar verdik.

Hikâye Kumbarası’nın Hikayesi I Doğancan ÇUBUK – Tolgahan ÖZDERE

30 Ocak 2019 09:36
-A

+A

İçeriklerde sadece tanınmış kişileri, zenginleri, siyasetçileri değil, Anadolu’nun barındırdığı bütün kesimlerden insanların olmasını bir misyon seçtik. Bazen bir emeklinin hobisini, bazen bir genç girişimcinin başarısını bazen de internetin varlığından haberi olmayan yaşlı teyzeyi konuk almaya karar verdik. Çıktığımız bu yolda yolumuz Anadolu’ya Tercüman gazetesi ile kesişti. Bundan sonra her hafta en az bir gün YouTube için çektiğimiz videoyu röportaj halinde siz değerli Anadolu’ya Tercüman okurlarına sunacağız.
Amacımız izleyenlerin ve okuyanların hoş vakit geçirdiği, ders çıkardığı, ilham aldığı veyahut sadece gülümsediği içerikler üretmek oldu ve bundan sonra da olmaya devam edecek. Hiçbir zaman amatör ruhumuzu, heyecanımızı ve inandıklarımızı kaybetmemek konusunda birbirimize bir söz verdik. Her şey hızla değişip tüketilen yeni dünyada iz bırakan ve ilham veren hikayeler üretmeye devam edeceğiz.
Çıktığımız bu yolda bize destek olan herkese ve Anadolu’ya Tercüman gazetesine teşekkür ederiz.
Doğancan ÇUBUK – Tolgahan ÖZDERE
 
SİMİT SATARAK CAMİ YAPTIRAN DEDE: MEHMET ÇETİN
Adım Mehmet Çetin. İki oğlum, iki kızım var. 1963'de Evlendik. Köyden İstanbul’a gittim. İstandul’daAyvansaray'dan simit aldım, Eyüp Sultan'da sattım. Eyüp Sultan'da camide namaz kıldım, öğle namazını, Ondan sonra camekanı sırtıma aldım taşıdım sırtımda simit satmaya gittim. Üç sene çalıştım İstanbul'da, simit sattım başka iş yapamadım orada. Oradan da tuttuk Bolu’ya geldik. Bir sene de Bolu’da kaldık. Orada çalışırken yine simit sattım Bolu’da. Ondan sonra Ilgazlı bir arkadaşımla buluştuk, Çankırı’ya geldik. Ilgazlı arkadaşım “Çankırı’daKastamonu’lu birinin dükkanı var” dedi,”Sekiz tane dükkanı var. Sana dükkanların birini açıvereyim oradan” dedi. Gittim Kastamonu’ya, Kastamonulu adamı buldum. Adama dedim ki “senin boş dükkânın var, altında fırın varmış, fırınla beraber bana kaç paraya verirsin kiraya?” dedim. Elli kayma aylığa tuttum dükkânı. Çankırı’ya geleli tam otuz sene oldu. Otuz senedir Çankırı’dayım. 
Hangi parayla gelecez ya! Param yoktu geldiğimde, nereden olsun. O zamanlar biraz krizdi ortalık. Bir milyon yüz lira parayla geldim Çankırı’ya.Ne kazandıysam Çankırı’da kazandım, Allah burada nasip etti. Şükür Allah’a. Çankırı’da Cenab-ı Allah işimi rast getirdi. Bundan daha iyi bir nimet olur mu? 
Dükkân vardı, dükkanda simit sattım, börek, poğaça, tulumba tatlısı, her şeyimiz vardı… Müşterimiz de boldu elhamdülillah. Ondan sonra Çankırı’da arazi nasip oldu, arazi aldım. Arazinin içine bir cami yaptım. Allah cami yaptırmayı nasip etti. 
Yok canım, işçi çalıştırdık kendimiz nasıl çalışalım, işçi çalıştırdık. Komşularla çalıştım, para topladım az - çok yine. Cami yapıyor diye Allah’a çok şükür tanıdıklarım cebime para soktu çok. Onlarla yaptım kendi paramla yaptım, şükür rabbime. Köylerden ekin de topladım. Yalnız başına cami yapmak mesele tabi, kolay bir şey değil. 
Fransa’da Baydiğinliler (Çankırı Yapraklı’da bir köy) vardı, Baydiğinlilere dört arsa sattım, adamlar beni zorla yanlarına çağırdı. “İlle sana bu camide yardım edelim, Allah nasip ederse. Hiç olmazsa sana biraz para toplarız” dediler. Fransa’ya gittim. Fransa’da ben hiç elimi sürmedim. Onlar bana on beş milyon para toplayıverdi. O parayla caminin halısını aldım. Allah’a şükür onlar vesile oldu, o Fransalılar (gurbetçiler).
Tabii o memleketler (Fransa) başka, bizim memleketimiz cennet. Oralar başka bizim memleketimiz başka. 
Şükür Allah’a şimdi içinde namaz kılıyoruz, cemaat kılıyor elhamdülillah. Bundan daha iyi bir nimet olur mu? Allah nasip etti. 
Bu mahalleye taşındığımda hiçbir şey yoktu, ev-köy yoktu. Ben araziyi aldım, parselletim, imara girdi, ondan sonra tek – tük satmaya başladım. Sattım on, on beş, yirmi tane arsa sattım. Şükür rabbime. Daha da arsalarım var biraz satılacak, müşteri arıyorum. (Gülüyor.)
Şimdi n’apalım Allah’a şükür; yatıyoruz, kalkıyoruz, sabah namazına camimize gidiyoruz, namazımızı kılıyoruz, geliyoruz evimize oturuyoruz. Ne yapalım şu yaştan sonra. Yaş olmuş doksan daha bu yaştan sonra ne yapalım? Buna da şükür. 
Yok elhamdülillah simitten doğru Allah bu günlere erdirdi. Başka hiçbir iş yapmadık şükür Allah’a. Çok rahatım elhamdülillah. Çankırı’ya Geldiğimde de rahattım, şimdi de rahatım bin şükür. Allah razı olsun, komşularım da iyi, elhamdülillah. Bundan iyi daha nimet mi var? 
 
Yedi tane torunum var, iki oğlum var, oğlumun biri vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ahmet’ten torunlarım var, dört tane torunum var. O torunumun birisi mühendis olacak şey olacak avukat olacak. Okuyor şimdi bir senesi kaldı, İstanbul’da. Ahmet’in oğlu. Ahmet’in oğlu Mehmet. 
Tabi canım dua etmez miyiz yahu? Allah’ımıza dua ediyoruz. Allah cennetinden cemalinden ayırmasın diyoruz. Beladan kaza korusun diye. Tabi dua edilmez mi canım. Allah sağlık versin, sıhhat versin. Allah beladan kaza korusun diye dua ediyoruz. Daha ne edelim, daha ne olsun. Şükür Allah’a. 
Gençlik gibi var mı tabi, gençlik daha başka. İhtiyarlık başka. Halimden Memnunum Allah’a şükür Hiçbir ağrım sızım yok Allah’ıma şükürler olsun. Gayet iyiyim, şükür Allah’a. Yalnız bir ayaklarım üşüyor, o kadar da olacak tabi. 
 
Onlara (gençlere) ne diyeyim; Allah onlara da sağlık versin, Allah benim gibi onları da yaşatsın gençleri. Ben bu yaşa kadar yaşamışım Allah’ıma şükür, onlar da yaşasın. Onlar da görsün bu günleri. 
 
Namazını da kılsın, kitabını da okusun. Namaz kılmayınca olur mu? İş namazda namaz kılmazsan ne olur? Namaz kılmazsan işin rast gitmez zaten. Namazı kılsın gençler, tavsiye ederim. Allah’a bin şükür, elhamdülillah, daha bundan büyük nimet olmaz…
HİKÂYE KUMBARASI’NIN YORUMU
Mehmet Dede ve onun yaşındaki insanlar yaşlarından dolayı değil, hayat tecrübelerinden dolayı saygıyı hak eder. Çünkü anlattıkları hikayeler sadece onların hayat hikayeleri değildir. Onlar aynı zamanda geçmişe de ışık tutan insanlardır. Mehmet Dede ile bir saat sohbet ettiğinizde henüz doğmadığınız yılları anlayabiliyorsunuz. Hatta hayal gücünüz biraz kuvvetliyse o yılları kafanızda yaşayabiliyorsunuz. Bizi en etkileyen kısmı ise “simitten doğru Allah bu günlere erdirdi.” Sözü oldu. Yani insan bir liralık simitle bile eğer azmederse neler başarabileceğini Mehmet Dede vasıtası ile görebilir. 
 
Haberin Galerisi
Haberin Videosu
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku